METABOLIK DENGE SIVISI
Gün içerisinde 3 defa yemeklerden sonra alındığından yağ yakımına yardımcı olan bu tarif ; Beslenme ve Diyet Uzmanı Selahattin Dönmez tarafından hazırlanmıştır.Bu yazı www . sevkendini . blogspot . com’dan alınmıştır.
İçeriği:
2 orta boy elma
1 limon
1 tatlı kaşığı karanfil
1 tatlı kaşığı tane karabiber
1 dal rulo tarçın
* Elma ve limonu 4'e bölün, 3 lt. su içerisine tüm malzemeleri ekleyin ve aroması çıkana kadar kaynatın. En fazla 3 gün kuru zeminde ve karanlık bir ortamda bekletilebilir.Bu yazı www . sevkendini . blogspot . com’dan alınmıştır.
Çok önemli uyarı: Tansiyon düşüklüğü ve reflü rahatsızlığı olanların kullanmaması öneriliyor.
Metabolizma hızlandırıcı bu tarif için Selahattin Dönmez'e teşekkürler.
Bu yazı www . sevkendini . blogspot . com’dan alınmıştır.
Metabolizma hızlandırıcı bu tarif için Selahattin Dönmez'e teşekkürler.
Bu yazı www . sevkendini . blogspot . com’dan alınmıştır.
8 MART DUNYA KADINLAR GUNU

İlk yıllarda belli bir tarih saptanmamıştı ve değişen tarihlerde fakat her zaman ilkbaharda kutlanıyordu. Tarihin 8 Mart olarak saptanışı 1921'de Moskova'da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı'nda gerçekleşti. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yılları arasında bazı ülkelerde kutlanması yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, 1960'lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletleri'nde de kutlanmaya başlanmasıyla daha güçlü bir şekilde gündeme geldi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart'ın "Dünya Kadınlar Günü" olarak kutlanmasını kabul etti. Sendikalar yıllarca bu önemli günde kadına yönelik ayrımcılığı daha güçlü olarak dile getirdi.
Türkiye'de ise 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında "Emekçi Kadınlar Günü" olarak kutlanmaya başlandı. 1975 yılında daha yaygın olarak kutlandı ve sokağa taşındı. "Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı" programından Türkiye'nin de etkilenmesiyle, 1975 yılında "Türkiye 1975 Kadın Yılı" kongresi yapıldı. 12 Eylül Darbesi 1980 Askeri Darbesi'nden sonra dört yıl süreyle herhangi bir kutlama yapılmadı. 1984'ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından "Dünya Kadınlar Günü" kutlanmaya başlandı.
kaynak : wikipedia
Kanser Dalga Dalga Geliyor
Kendisini takip etmeye ve söylediklerini uygulamaya özen gösterdiğim Prof. Dr. Erkan Topuz, yeri yerinden oynatacak uyarılar yapmaya devam ediyor. Maalesef kendisini dinledikçe tabiri yerindeyse "Allaha Emanet" yaşadığımızı üzülerek görüyorum. Aşağıda Esra Ceyhan'ın Kanal D'deki programında konuk olduğunda verdiği bilgileri bulacaksınız. Okudukça herşey mi zararlı diyebilirsiniz. Evet ne yazıkki yaşamımızı an be an zehirlenerek yaşıyoruz. Fakat yine de birşeyleri hayatınızdan uzak tutarak güzel günler geçirmek sizin elinizde. Sağlıklı Günler diliyorum.***
Kanal D'de Esra Ceyhan'ın programına konuk olan İ.Ü. Onkoloji Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Erkan Topuz, yine herkesi ekran başına kilitleyen açıklamalar yaptı.
Topuz, kanserle mücadelenin anne karnında başladığına dikkat çekerek hamile kadınların ve bebek sahibi insanların evde dikkat etmeleri gereken noktaları anlattı.
Erkan Topuz, bulaşık deterjanlarından, halıların temizliğine kadar çok önemli ayrıntılardan bahsetti. "Benim mücadelem bu yaştan sonra halkımızı kanserden korumaktır. Kanser tedavisi sonra geliyor. Bir korunma bin tedaviden evladır. Bunları ilk defa duyuyorsunuz ama gerçek bunlar. Ben bunları kendimi bu işe adadığım için anlatıyorum. Bu anlattıklarımı Türkiye ilk defa duyuyor. Belki dünyada da çok az duyan vardır" diyen Prof. Dr. Erkan Topuz, herkesi şaşırtan açıklamalar yaptı.
"Ben gerçekleri anlatıyorum. Ama çok fazla anlatmıyorum çünkü her şey sarsılabilir Türkiye'de" diyen Topuz'un sarsıcı açıklamaları şöyle:
-Evde sokakta giydiğimiz ayakkabılarla dolaşmamalılar. Eğer evde ayakkabı ile geziyorsak dışarıdan geldiğimiz ayakkabıları çıkartıp başka bir ayakkabı giymeliler. Çünkü dışarıdan giydiğimiz ayakkabı ile eve soktuğumuz pestisitler kanserin en önemli sebeplerinden bir tanesidir. (Pestisit: Tarım ürünleri, kimyasallar, egzozdan çıkan gazlar vs)
-Kanserle mücadele anne karnında başlıyor. Anne adayları aşırı miktarda vitamin almaktan kaçınsınlar. Çünkü bilinçsizce alınınca vitaminin içindeki kobalt, bazı aşırı miktarda minareller... Doktor bir tane yut diyordur ama çocuk gelişsin diye bir kaç tane yutuyorlar. Bu çocukta birikime sebep olabilir ve kansere neden olabilir.
-Gökkuşağının 7 rengini, ne buluyorlarsa, hepsinden günde en azından 3-5 tane yesinler. Her bir renkte bir şeyler var.
-Kırmızı et alsınlar gebeler haftada 2 kere. Özellikle balıkla beslensinler. Sağlıklı bir insanın kansere yakalanmaması için, bebeğin daha anne rahmindeyken vücudunun direncinin artması ve zehirleri alarak bağışıklık sisteminin bozulmaması lazım.
-En tehlikeli yer halıdır. Halı bütün pestisitleri tutar. Bu nedenle halıların temizliğine dikkat ediniz. Kesinlikle deterjanla temizlemeyin. Sirkeli su ile silin.
-Deterjan kullanınca muhakkak eldiven kullanın. Plastik eldiven kullanmayın, içine izci eldiveni giyin. Çünkü deterjanlar alerjiktir ve ufak dozlarda alındığı takdirde kronik olarak kanserojendir. (İzci eldiveni: Pamuk eldiven)
-Bulaşık makinasında kullandığınız deterjan da petrol ürünüdür, kanserojendir. Ne kadar yıkarsa yıkansın kalıntılar kalabilir. Eğer sağlığınızı düşünüyorsanız çıkardığınız bulaşıkları sirkeli suyla ya da limonlu suyla silin.
-Her türlü deterjandan kaçınız. Devamlı olarak zeytinyağı ve defne sabununu seçiniz. Ellerinizi, vücudunuzu hakiki zeytinyağ, defne veya fıstık yağından yapılan hakiki sabunlar da seçilebilir. Bunları örnek olarak söylüyorum. Deterjandan kaçıyoruz ve çok aşırı miktarda suyla duruluyoruz.
-Beyaz olan her türlü iç çamaşırınızı muhakkak yeni aldığınızda en az 2 kere kaynatınız. Çünkü bunlar beyazlatılmak için kanserojen maddelerle yıkanıyor.
-Oda spreyleri doğrudan doğruya petrol menşeli. Zehiri soluyorsunuz. Akciğerinize geçiyor ve dolaylı olarak bağışıklık sisteminizi bozuyor.
-Sebzeleri mevsiminde dondurup saklamakta fayda var. Yalnız bir kez çözülünce onu muhakkak pişirin. Mikro dalgada bir kere ısıtın. Ateşte ısıttıklarımızda ise bir kere ısıtınız. Çünkü bir dahaki sefere değeri ölür. DNA'yı bozar. DNA kırılması da kanserojene yol açar.
-Radyasyon kronik olarak kansere en çok yaklaştıran faktörlerden biridir. Televizyondan çok uzak duralım.
-Çocuklarınıza haftada 2 kez balık çorbası içirin ama içine zerdeçal koymak suretiyle. Soğan, sarımsak ve o mevsimin sebzesiyle yapmalısız. Çocuk anne karnındayken bu terbiyeyi almaya başlamalı.
-Gebeler haftada 1 kilo balık tüketmeli. Bu miktarın üzerinde balık tüketilmesine karşıyız. Çünkü en steril balıkta bile az civarda civa vardır. Bu balıklar dip balıkları olmamalı. Somon veya yüzey balığı, Akdeniz, Ege balığı olmalı. Marmara'nın dip balıklarını lütfen tüketmeyiniz.
-Kanola yağı kızartma için en uygun yağdır. Onun dışında birinci seçeneğimiz zeytinyağdır. Memleketimizin iftihar edebileceği yağdır. Fındıkyağı da tercih edilebilir.
-Çocuklarımız fastfood türü yiyecekleri 15 günde bir yiyebilirler. Ama haftada 3 kez yedikleri takdirde beyin tümörlerinde, lenfomalarda ve lösemilerde 3 kat artış gözükecektir. Çocuklarımıza arada bir verebiliriz. Ama dışarıdaki yiyeceklerin nasıl kızartıldığını bilmiyorsunuz. Ona göre hareket edin.
-Çocuklara meyve ve yoğurdu bol yedirelim. Ancak yoğurdu prebiyotik ve ev yoğurdu olarak kullanalım. Yoğurdunuzu evde yapın. Peynir ve çökelek fazla miktarda yiyin. Keçi peyniri çok faydalıdır.
-Çocuklarımızı beyaz un, beyaz şeker ve tuzdan koruyalım.
-Belki tuzcular üzülecekler ama Konya'ya akan kanalizasyonlar ve kirletici sularla, Türkiye'nin en büyük tuzunu karşılayan Tuz Gölü'müz maalesef torbaların içinde çok iyi steril edilmedikleri takdirde bize kanseri ufak ufak taşıyorlar. Bu nedenle kaya tuzunu tercih edin. Yani turşu kurduğunuz tuzu çekin ve çok az miktarda kullanın. Çünkü tuz da kanserojendir.
-Amerika'daki çocukların tombul olmasının sebebi her şeye şeker katmalarıdır. Ucuz beslenmedir.
-En faydalı gıdalardan birisi cevizdir. Daha sonra fındık ve bademdir. Ayçiçeği açık alın. İşlemden geçmemiş olacak, kavurup yiyebilirsiniz. Ama fındık, ceviz gibi yiyecekleri kabuklu alın. Çünkü içine böceklenmesin diye ilaç sıkılmaktadır. Sonsuz faydaları olan yiyeceklerdir. Günde bir avuç muhakkak tüketiniz.
-Elma dünyanın en faydalı gıdalarından birisidir.
-Plastik, bakır, alüminyum kap kullanılmamalı. Porselen, cam ve çelik kullanın. Meyveleri de bu tür kaplarda yıkayın. Bunların içine litresine göre 9-10 çorba kaşığı elma sirkesi atın. Aşağı yukarı yarım saat bekletin. Sonra tekrar yıkamayın. Tekrar mikrop alır.
-Meyvelerin üzerine parlak görünmesi için mum sürülüyor. Bunları hakiki zeytinyağlı sabundan geçirdikten sonra elma sirkeli sudan geçirin. Ya da elma sirkesi ile ovun. Meyveyi kabuğuyla tüketin eğer sterilse.
-Lahana, marul gibi yiyeceklerin ilk dört kabuğunu çöpe atın. İstediğiniz kadar yıkayın bunların üzerindeki pestisitleri temizleyemezsiniz. Çaresi yok.
-3 ayda bir suyunuzu değiştirin. Çok muhteşem sularımız var ama ne olursa olsun tabiatı rezil ediyoruz. Satın aldığımız sularda az miktarda da olsa kanserojen dozlar karışabilir. Bunlar kontrollü sular ama 3 ayda bir değiştirmek gerekiyor.
-Plastik her yerde zehir. Plastik bardaklar, kaplar, plastik herhangi bir şey... Ben ona girmiyorum bu lafı söylersem yer yerinden oynar. Bu plastikler ev yapımına girdiler. Doğrudan doğruya inşaat malzemesi olarak kullanıyorlar. Çok bilinçli olun, çok iyi markalar kullanın. Bunları söylemem demek Türk ekonomisiyle oynamam demek. Ben insanlara kendimi adadım, onun için kimseden korkmuyorum açık açık söylüyorum.
-Meyva suyu yerine posasıyla tüketin. Biz kanserli hastalara suyunu veriyoruz. Meyve suyuna geçmeyen çok madde posada kalıyor. Bu şekilde kolon ve miğde kanserinden korunmuş oluyorsunuz.
-Bakır, özellikle beyin tümörlerinde ön plana çıkıyor. Çok iyi kalaylı olursa bu etki azalıyor. Ama kulağınıza bakır küpe bile takmayın.
-Çocuklarımızı yeşil plastik sahalarda oynatmayınız. Plastik çimenler sentetiktir ve kanserojen madde alabilirler.
-Havuzların iyi temizlenmesine dikkat ediniz. Ozonla temizlemek en fazladır. Aşırı klorluysa yine kansere hazırlık yapıyorsunuz spor yerine.
-Bütün beyazlatıcılardan kaçınız. Çocuklarımızın kullandığı o pırıl pırıl bembeyaz defterler klorla temizleniyorlar. Bunlarla temizlenmemiş defter kullansınlar. Kullandıkları boyalarda da kanserojen etkisi vardır.
KANSER DALGA DALGA GELİYOR
Prof. Dr. Erkan Topuz, verdiği şu çarpıcı bilgi ise kanserin boyutlarını açıkça ortaya koymaktaydı: "Kanser dalga dalga geliyor. 2020 yılında 20 milyon insan kansere yakalanacak. Ama eğer bunları yaparsak belki bunu 15 milyona indirebiliriz. O yüzden gözümüzü açalım. Bu iş çocukluktan başlıyor. Çocuklarımıza bu terbiyeyi vermek zorundayız. Ailedeki çocuk annesini taklit eder. Anne ne yiyorsa çocuk da onu yer."
Erkan Topuz, yaptığı açıklamalar nedeniyle bir takım sektörleri zor duruma soktuğu eleştirileri için ise, "Benim için insan sağlığı birinci plandadır. Ekonomi ikinci plandadır. Bir insanın kanser olması durumunda devlete ve millete verdiği zarar milyarlarca dolardır. O yüzden dikkatli olduğunuz takdirde ekonomiye de katkınız olur. Aslında ben bunları anlatarak Türkiye'nin ekonomisini de kurtarıyorum farkında değiller" diye konuştu.
kaynak : NetPano.com
Kanser Tedavisinde REISHI MANTARI
Director
1:49 PM
Cancer
,
Green Pharmacy
,
health
,
Kanser
,
Sağlık
,
Sağlık Reçeteleri
,
Şifalı Bitkiler
No comments
Reishi Mantarı, Latince adı Ganoderma Lucidum,Çin'de bilinen adıyla Ling-zhi sağlıkla ilgili mucizevi etkileri olduğu bilinen tıbbi bir mantar türüdür.İlaç olarak kullanıldığı bilinen en eski mantar türü olan Reishi ,Japonya ve Çin'de 2.000 yılı aşkın bir süredir kullanılmaktadır.
Tarihte Reishi mantarı asırlar boyu yalnızca hanedanlar ve çocukları tarfından tüketilebilmiştir.Reishi mantarı birçok rahatsızlığa karşı etkinliği ve bağışıklık sistemin güçlendirici mucizevi etkisi dolasıyle uzun ve sağlıklı yaşamanın sırrı olarak kabul görmüş ve "ÖLÜMSÜZLÜK MANTARI" olarak adlandırılmıştır. Son yıllarda Reishi ile yapılan birçok bilimsel ve tıbbi araştırma sonucunda polisakkaridlerce zengin olduğu ,bağışıklık sistemini destekleyip güçlendirdiği,hücreleri yenilediği,kan dolaşımını harekete geçirdiği ve vücüt fonksiyonlarını düzenlemede yardımcı olduğu kanıtlanmıştır.
Japonya Sağlık Bakanlığı tarafından Kanser'e karşı kullanılması kabul edilmiş tek doğal ilaçtır.Günümüzde yapılan birçok tıbbi araştırma sonucunda özellikle kanser türevleri,karaciğer hastalıkları,yüksek tansiyon,diyabet,hepatit ,bronşit gibi pekçok rahatsızlığa iyi geldiği kanıtlanmıştır. Shen Nong's Herbal Classic" adlı 2000 yıllık Çin'e ait tıbbi eser bugün Doğu'nun en eski tıbbi bitkiler kitabı olarak kabul ediliyor.Bu kitapta tıbbi bitkiler 3 kategoriye ayırılarak anlatılıyor. "Superior" adlı birinci kategoride çoklu hastalıklarda etkili olan,vücut dengesinin sağlanması ve devamından çoğunlukla sorumlu olan bitkilerden bahsediliyor. Bu bitkilerin neredeyse hiç yan etkileri olmadığı da söyleniyor. Lingzhi bu kategoride 1. sırada yer almış ve bu yüzden eski zamanlarda en çok övgü olan bitki olmuştur. Günümüzde ise Amerika Bitkisel farmakopesi'nde yerini almıştır.
Reishi'yi bu kadar ünlü yapan uzun yaşamın sırrını vaat etmesi ve anti-kanser özelliğidir.Yaşamız ilerledikçe vücudumuzda bazı değişiklikler olmaya başlar. Dolaşım,bağışıklık,sinir,solunum,vb. sistemlerle ilgili problemlerle karşılaşmaya başlarız.
Yaşımız ilerledikçe karşılaştığımız ilk problemlerden biri dolaşım sistemimizle ilgilidir: kanın viskozitesi artar ve dolaşım güçleşir, ayrıca kan yağlarının(kolesterol, trigliserit) miktarı ve damarlarda birikme eğilimi artar. Bütün bu faktörler kalp-damar sistemi hastalıklarına yol açar.Reishi dolaşımı güçlendirmekte, kan yağları miktarını belirgin derecede azaltmakta, trombositlerin kümeleşmesini önlemekte yardımcı rolü vardır.
Yaşlanmayla sinir sistemindeki değişikler sonucu mental kapasitede düşme olur, öğrenme ve hatırlamada güçlük ortaya çıkar. Erken yaşlanmanın sebepleri arasında yetersiz uyku, beslenme bozuklukları, stres de vardır. Araştırmalar Reishi'nin sinir sistemi üzerine yatıştırıcı ve sakinleştirici etkisini ortaya koymuştur. Uyku ve iştah azalmasını düzeltmede, yaşam enerjisini arttırmada, hafızayı güçlendirmede yardımcıdır.
İlerleyen yaşa bağlı olarak bağışıklık sistemi zayıflamaktadır. Önlem alınmazsa bu gerilemeyi diğer yaşlılık belirtileri ve hastalıklar takip eder. Sağlıklı bir bağışıklık sistemi kendimizi iyi hissetmemizi, iyi görünmemizi ve enerjimizi daha iyi kullanmamızı sağlar. Bizi enfeksiyonlardan, kanserden ve çevresel zararlardan korur, yanık ya da ameliyat sonrası iyileşmeyi çabuklaştırır. Reishi çok güçlü bir bağışıklık sistemi güçlendiricisidir.
Bitkinin moleküler yapısı steroid hormonlara benzeyen ganoderik asit olarak bilinen bir triterpen grubunun bilinen tek kaynağıdır. Tedavi edici biyolojik olarak aktif polisakkaritlerin bir kaynağıdır.
Reishi anti-tümör,immünmodülatör ve immunoterapötik aktivite gösterir ve bu mantardan izole edilen polisakkaritler,terpenler ve diğer biyoaktif bileşikler üzerine allerjik ve anti-hipertansif özellik gösterirler.Bu özelliklerin dışında anti yapılan çalışmalarla desteklenir. Triterpenlerin varlığından dolayı adaptojen, antienflamatuar,antiviral,antiparazitik,antifungal,antidiyabetik ve hepatoprotektif özellikleri bulunmuştur. Ayrıca platelet agregasyonunu (kan sulandırıcı etki) önleyici etkisi vardır.
Bu özelliklerinden dolayı,Reishi'nin kan basıncı dengeleyicisi, antioksidan, analjezik, böbrek ve sinir toniği olarak kabul edilir.Bugüne kadar bronşitin önlenmesinde,kardiyovasküler tedavide,yüksek trigliserit ve kan basıncı tedavisinde,hepatit,alerji,kemoterapide,HIV tedavisinde destekleyici hatta yorgunluk ve mide bulantısı için bile kullanılmıştır.
Farelerle yapılan çalışmalarda virüsler ve diğer toksik ajanların sebebiyet verdiği karaciğer hasarına karşı ganoderik asidin koruyucu etkileri gözlendiğinden insanlarda karaciğer hastalıklarının tedavisinde yararı olabileceğini ileri sürer.
Reishi ekstraktıyla yapılan araştırmalar tümörlerin gerilemesinde etkili olduğunu kanıtlar niteliktedir.Sonuçlar kanserin tipine ve şiddetine göre değişkenlik göstermiştir. Diğer reçeteli ilaçlarla kombinasyonu önerilir. Ganoderma ekstraktı radyoterapi ve kemoterapinin yan etkilerini azaltmak ya da elimine etmek için tedavi öncesinde,sırasında ve sonrasında kullanılır. Saç dökülmesi,bulantı,kusma,ağız iltihabı,boğaz ağrısı,iştah kaybı ve iştah kaybı gibi yan etkilerin azalılmasına yardımcı olur.Bu kullanım için bilinen yan etkisi yoktur.
Reishi solunum sistemini kuvvetlendirdiği,akciğerler üzerinde iyileştirici etkisi olduğu ve özellikle astımlı bireylere öksürük ve diğer solunum şikayetlerinde yararlıdır,1970lerde en az bir populasyonla yürütülen çalışmalar bunu kanıtlamıştır.
2000 den fazla kronik bronşitli Çinliye Reishi şurubu içirildiğinde %60 dan %90 a varan sayılarda birey 2 hafta içinde kendini daha iyi hissetmiş ve iştahları arttığı rapor edilmiştir, Medicinal Mushrooms adlı makale 1997 yılında Herbs for Health'de yayınlanmıştır.
Japonya'da kanserli farelere günlük enjeksiyonla 10 gün içerisinde %50 hayvanın tümörlerinde gerileme gözlenmiştir.
Kaynak : www.realage.com.tr
GOGUS BUYUTUCU BITKILER
Director
1:54 PM
Doğadan Gelen Güzellik
,
Ev Yapımı Reçeteler
,
Göğüs Bakımı
,
Güzellik Reçeteleri
,
Şifalı Bitkiler
No comments
İri göğüsler mi istiyorsunuz?O zaman BUSTEA için !
İşte size göğüs büyütücü bitkilerden hazırlanmış bir doz:
Bu yazi www . sevkendini . blogspot . com'dan özenle araklanmistir.
Bir tencereye yarım litre su koyup içine 250 gr. kadar çemen otu filizi atın. Üzerine birer veya ikişer çimdik anason, fesleğen, frenk kimyonu, dereotu, rezene, meyan kökü tozu, mercanköşk ve limon otu ekleyin. Hepsini karıştırıp kaynatın ve altını kapattıktan sonra soğumaya bırakın. Karışımın suyundan hergün 1 ya da 2 bardak için. Lezzet vermesi için; limon suyu ve bal da ekleyebilirsiniz.
Rezene, bünyesinde kadınlık hormonu östrojen benzeri kimyasallar olan, fito-östrojenler barındırır. Bu yazi www . sevkendini . blogspot . com'dan özenle araklanmistir.
Dr. James DUKE
Subscribe to:
Posts
(
Atom
)

2 comments :
Post a Comment