Sev Kendini

Kendini Sevmekle Baslar Hersey

Kabala Bilezigi

No comments
Kırmızı ipten bir bilezik bu, tv ekranlarındaki bazı simaların bileklerinde görmüşsünüzdür. Kabalistik inançta bu bileziğin takan kişiyi nazardan koruduğuna inanılır.

Kabala Bileziği mi İstiyorsunuz?

O halde talimatları uygulayın :)

Öncelikle kırmızı bir yün ip edinin. Bu kırmızı ipi sevdiğiniz biri bileğinize takmalı. İlk olarak, ipi basit bir düğümle bileğinize dolasın ve 6 düğüm daha atarak (toplamda 7 düğüm olması için) ipi bileğinize bağlasın. Sonra, başkaları hakkında kötü düşünmekten ve konuşmaktan vazgeçeceğinize dair kendinize bir söz verin. Son olarak, ipi bağlayan kişi Ben Porat duasını (başkalarının bize kem gözü yaymasını engelleyen dua) okuyarak ritüeli bitirsin.



Ben Porat Duası:

ben porat Yosef ben porat alei ayin
hamalach hagoel oti mikol ra yivarech
et han'arim vyikare bahem shmi
vshem avotai Avraham vYitzchak
v'yidgu larov b'kerev ha'aretz

No comments :

Post a Comment

Kabala Hakkinda MP3

No comments

No comments :

Post a Comment

NEFES TEKNIKLERI

No comments
Doğru, yani orijine yakın nefes almanın gereklilikleri nelerdir :

A) Her türlü fiziksel rahatsızlığın arkasında hatalı nefes almak söz konusudur.

B)Her türlü ruhsal rahatsızlığın arkasında hatalı nefes almak söz konusudur.

C) Kendini ifade etme ve sosyal etkileşme kapısı olan 5. ve 6. çakralar yani larenks ve farekns ve sinüs boşlukları doğru nefes almak ve nefesi doğru kullanmakla direk ilişkilidir.

D) Solar plexus dediğimiz yaşama tutunma ve hayatı algılama kapısı olan diyafram 3 ve 4. çakra larla direk ilişkilidir. Bu bölgedeki karaciğer, dalak, mide, böbrek ve akciğerler ve bu organları tutan hastalıklarla direk ilgilidir.

E) Nirvanaya varmak, kundaliniyi yakmak, astral çıkış yapmak dediğimiz olgulara ulaşmak için nefesi doğru kullanmak ilk şarttır.

F) Yaşamını sesini kullanarak sağlamak zorunda olan konuşmacı, öğretmen ve şarkıcı gibi insan ların seslerini daha iyi kullanmaları ancak nefesi daha iyi kullanmakla mümkündür.

G) Heyecan, hırs ve öfkenizi vs... duygularınızı diyaframınızı doğru kullanıp doğru nefes almayı öğrenerek dengede kalmayı başarabilirsiniz.

H) Diyaframınızı kullanarak doğru nefes alabilirseniz çok az hava ile büyük bir başınç oluşturabi lir, yani az bir kuvvetle çok büyük volüm elde edebilirsiniz.

I) Havada bulunan chi ( prana ) enerjisini düzenli ritmik nefes alışlarla beynin sağ ve sol lopları üzerinde manyatikleşme oluşturarak, zihnin duyular dışı algılama foksiyonlarını artırabilirsiniz.

J) Diyaframınızı kullanarak doğru nefes aldığınızda düzgün ses dalgaları oluşturup sesinizin üzerine düşünce enerjisini ilişkilendirip, güzel oluşumlara, pozitif dalgalanmalara, negatif astral enerji çözülmelerine ortam sağlayabilirsiniz.
1- Burnunuzdan yavaş bir şekilde ama alabildiğinizce çok nefes alın.
2- Sonra yine yavaş bir şekilde ağzınızdan verin.
3- (1) ve (2)'yi bir kere daha tekrarlayın.
4- Şimdi de burnunuzdan nefes almaya başlarken ağır ağır dörde kadar sayın.
5- Nefesi vermeye başlarken de altıya kadar sayın.
6- Nefes vermeyi, nefes almaktan daha yavaş yaptığınızdan emin olun.
7- Nefes verirken kaslarınızın rahatladığını ve gevşediğini hissedin.
8- Bu nefes egzersizini gerildiğiniz veya bunaldığınız herhangi bir yerde ve zamanda yapabilirsiniz.
9- Günde en az 40 kere derin nefes alıp verin




kaynak : buteyko.com

No comments :

Post a Comment

METIN HARA

No comments
1.5 yıldır panik atak, depresyon, kanser, felçli hastalara enerji terapisi uygulayan, Çapa Tıp Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon mezunu Metin Hara modern tıbbı reddetmiyor ama enerji tedavisi yapıyor. Reklamlardan da tanıdığımız genç şifacı, enerji terapisini anlattı.




İstanbul Kalamış'ta yapılan Natürel Festivali'nde sunum yaparken tanıdım onu. Enerjisi neredeyse Fenerbahçe'ye yayılan bu sıra dışı genç, Çapa Tıp Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü mezunuydu ama enerji tedavisi yapıyordu. Kızıl saçları, dövmeleri, içten konuşması ve kahkahasıyla oradaki grubu avucunun içine aldı. Meditasyon seansında cep telefonlarımızı kapamamız gerektiğini, yüksek enerji yüzünden bozulabileceğini söyledi. Kapatmayan iki kişinin cep telefonu gerçekten de bir süre çalışmadı. Yüksek voltlu enerji balonu gibi duran, sempatik, kendi deyişiyle 'şeytan tüylü' çocukla sizleri de tanıştırmak istedim. 'Musevi bir aileden gelen, Müslüman bir ülkede yaşayan, Mısır usulü tespih çeken, Kabala teknikleri kullanırken tasavvuf müziği dinleyen' liseyi, Üsküdar Amerikan Koleji'nde bitirmiş Metin Hara, 1982 doğumlu. Yüzünü aslında televizyondan da tanıyoruz; 21 reklam filminde oynamış, bir de dizi filmi var 'Aşk Her Yerde'. 1.5 yıldır çeşitli şifa enerjileri kullanarak, kendisine başvuranların tedavisine yardımcı oluyor. Bilgi Paylaşım Derneği ve Rönesans'ta seminerler veren genç fizyoterapistle hastalıklara bakışını ve şifa enerjilerini konuştuk.

- İsteyerek mi girdiniz Fizik Tedavi bölümüne?
Lise sonda, babam önemli bir kaza geçirdi. Babam trafik kazası geçirmişti; 'uyanmaz, uyansa da yürümez' dediler. Belden aşağı 40 küsur kırığı vardı, bir mucize yarattı. Önce uyanmasını bekledik ancak 9 ay sonra yürüdü. Hayatıma yön veren bu travma oldu. Aslında çok güzel bir ders var, neyin iyi neyin kötü olduğuna dair; şimdi bana da aileme de sorsanız 'o kaza iyi bir deneyim miydi' diye, 'evet' deriz. Bu olay üzerine insanlara yardım etmeye karar verdim. Zaten o sırada, amatörce şifa çalışmaları uyguluyordum, en azından ağrılarımı geçirebiliyor, hastalıklarımı iyileştirebiliyordum.



ÖNCE ZİHİN SONRA BEDEN HASTALANIR!

- Siz onun iyileşmesine katkıda bulundunuz mu?
Babamın durumu akuttu, hastanede tedavi gördü ama ben de katkıda bulundum. Akut durumda şifa çalışması yapmak zordur. Şifa bedene değil ruha hitap ediyor. Bitkinin köküne yaptığınız müdahalelerde yaprakta hemen sonucu göremezsiniz. Modern tıbbı dışlamıyorum. Önemli olan, insanın makine olmadığını hatırlamasıdır tıbbın. Operasyonları kadavra keser gibi yapanlar var; o operasyon yaptığın, insan, iyisiyle kötüsüyle, anılarıyla. Bunu hatırlayıp tedaviye alınırsa çok daha başarılı olur.

- Hem fizik tedavi uzmanısınız hem de şifa teknikleriyle uğraşıyorsunuz, hangisi ağır basacak?

Büyük ihtimalle fizik tedavi yapmayacağım. Şu ana kadar 24 kurs verdim, hepsi de çok iyi geçti. Sadece fizik tedavi yapmak birçok sorunu göz ardı etmek olur. Bunu birçok başka teknikle birleştirebilirsek, kusursuz ve bütüncül bir tedavi olur.

- Şifa nedir, nasıl bir şifa uyguluyorsunuz? Nasıl başladınız?
15 yaşında, bir arkadaşım sayesinde vücut enerjisiyle tanıştım. Yavaş yavaş ağrılarımı geçirdiğimi fark ettim. Zamanla eğitimlerini aldım, önce Reiki, sonra birçok şifa tekniği öğrendim, buna Eric Pearl'ün 'reconnection healing'i yani 'tekrar bağlantı şifası' da dahil. Enerjiyi hisseder hale geldim.

- Aileniz nasıl karşıladı?
Annem kendi Reiki hocası kanserden ölünce küstü bunlara.

- Bunu nasıl açıklıyorsunuz, Reiki hocası kanserden ölüyor?
Şifayı iyileşmeyle eşdeğer olarak tanımlıyoruz ama insan her şeyiyle, bilinçaltıyla ölmek istiyorsa ona şifa verseniz de ölür.

- Şifa yüzünden mi?
Mesela birinin bileği burkuldu, herkes şifa verilince ağrıları geçecek, bileğindeki şiş inecek diye düşünür. Şifa büyü değildir. Büyü var olanı başka şeye çevirir. Şifa, bir insan bir şeyi neden yarattıysa onu görmesini sağlar ve o hastalığın seyrini kısaltır. Bir insanın bileği burkulduysa şifa verirsen o gece davul gibi şişer ve arkasından iner. Yoğun bakımdaki hocalarım biliyorlar bu özelliğimi. Bazıları saygı duyar, bazıları hoş karşılar, bazıları da hoşlanmaz. Bir gün bir hocam 'şu hastaya şifa ver' dedi, hasta iyileşti. Yoğun bakım hastaları bunlar. Bir başka hastaya daha verdim, o da iyileşti, bir başkası vefat etti. 'Oğlum şifa verdin, adam öldü' dedi. Ben de 'şifasının ölüm olmadığını nereden biliyorsunuz?' dedim. Bu ince bir çizgidir, şifa iyileşmeyi çoğu zaman içerir ama zorla hayatta bırakamazsınız.

- Hastalıkları neden yaratıyoruz size göre?
Basit bir mekanizma ile ortaya çıkıyor. Tüm hastalıklar önce bizim zihnimizde, enerji bedenimizde yani ruhumuzda yaratılır. İddialı görünecek ama aslında çok basit, herkes biraz kalbini açıp, yargıları bir yana bıraksa, bunu kabul eder, işin özü bu. Yaşadığımız her şeyin sorumlusuyuz aslında. Bu kötü bir laf. İnsanlar bununla yüzleşmeyip, kurbanı oynamayı seviyorlar. 'Çok şansızdım böyle bir şey oldu' diyor. Mesela arabada bir sorun var, yağ lambası yanıyor Tamirci iki şey yapar; ya göstergeyi açıp kabloyu keser ya da motoru açıp oraya yağ koyar. Modern tıp cerrahi yöntemlerle ya da semptomları baskılayarak, kabloyu kesen tarafta duruyor. Ağrı kesici aldığınızda ağrıyı baskılamış oluyorsunuz, şifalandırmıyorsunuz. Kabloyu kestiğinizde göstergede ışık yanmıyor ama yüz kilometre gidince kanser oluyor, başlıyorlar tümörleri çekip çıkarmaya, çıkardıktan sonra muhtemelen birkaç sene sonra 'metastaz yaptı' deniyor.



KANSERİ BAKIŞ AÇILARINI DEĞİŞTİREREK YENİYORLAR

- Tümüyle iyileşenler de var ama…
Yaptıkları zihinsel gelişim nedeniyle iyileşmiştir. Kanser sonrası, psikolojilerini, bakış açılarını değiştirmeleri nedeniyle iyileşiyorlar. İnsan zihniyle iyileşmeyi dilemez, gücünü kullanmazsa, dünyanın en büyük doktoru ya da şifacısı onu iyileştiremez. 'Hekim yarayı sarar, gerisi hastaya kalır.' Japon bilim adamı Masaru Emoto, su molekülleri üzerine bilim dünyasını sarsan bir deney yaptı: Buz kristallerinin mikroskop altında fotoğraflarını çekti. 'Seni seviyorum' yazan buz kristali, mükemmel bir kar tanesiyken, 'senden nefret ediyorum' denen su molekülü kahverengimsi bir hal aldı. Mozart dinletti, rock dinletti, Türkiye haritası gösterdi, Amerika haritası gösterdi; suyun her veriye karşı farklı bir tepki verdiğini gördü. Bilim dünyası ayağa kalktı; insan düşünce gücüyle su moleküllerinin yapısını etkileyebiliyorsa, insan vücudunun yüzde 70'i su ise, düşünce gücümüzle vücudumuza hükmedebiliriz demektir.

- Çok hayat dolu insanlar da kanser olabiliyor?
Zihnimizle verdiğimiz oy bir oydur, bilinçaltımızla verdiğimiz oy 99. Çok hayat dolu gördüğümüz insanların içinde o kadar büyük öfke, kırgınlık, kızgınlık ya da nefret oluyor ki! Annem de kanser hastasıydı ve 'Sence kanser olmayı seçebilir miyim, saçma konuşuyorsun' dedi. İnsan bilinçli olarak kanser olmayı istemez ama bilinçaltı denilen koca bir dünya var.

- Herkesin kendine şifa verebileceğini söylüyorsunuz?
Herkes kendine şifa yapmıştır ama farkında değildir. Bir yerinizi burktunuz, orada iç kanama olur, ilk 48 saatte sıcak dokundurulmaz. Ama sıcacık ellerimizi dizimizi burktuğumuzda, dişimiz ağrıdığında o noktaya koyarız, içgüdüsel olarak şifa veririz.

- Hangi teknikleri kullanıyorsunuz?
Reiki, Yaşam Küresi, Tekrar Bağlantı Şifası, Rashiba ve Altın Üçgen... Bazıları eski bazıları çok yeni enerji. Her teknik bir noktadan sonra kendisini tekrarlıyor. Bazı teknikler, bazı durumlara daha uygun. Mesela tümörü 'tekrar bağlantı şifası'yla geçirmek daha zor iken, 'altın üçgen'le daha lokal bir yere bombardıman yapmak daha pratik. İkisi de sevginin bir başka frekansı. İnsanlar egosantrik olabiliyorlar; 'reiki master'ım' diyor mesela, çok önemli değil, diploma ile ilgili değil, yapabildiğin ve yaşayabildiğin şeyle ilgili. Bugün Anadolu'da bir çiftçi kendiyle benden daha barışıksa ve hayatı daha iyi özümsemişse, benden iyi şifacıdır. Çok reiki master'ı gördüm kendilerine bile şifa veremiyor ama hiçbir enerji tekniği bilmeyen insanların gülümsemesi bile insanı iyileştirebiliyor. Tüm şifa teknikleri aslında zihinle anlaşılacak şeyler içermiyor, kalple okumanız gerekiyor. Kalple okuduğunuz zaman ulaşıyorsunuz.

BİR KAHKAHADA GİZLİDİR ŞİFA

Tıp camiasında ilk başta deli diyorlardı. Eski enerjiciler biraz farklıydı. 'Ellerimdeki sıcaklığı hissediyor musun'dan öteye geçmedi bir çoğu. Benimle karşılaşanlar beni de öyle sandılar, 'et yiyor musun, alkol alıyor musun' diye soruyorlar. Et de yiyorum, alkol de alıyorum, 10 gün meditasyon yapmadığım da oluyor. Tütsüler yakıp, Hint elbiseleri giyip, 10 saat om'lamalar yok bende. Bir kahkahada gizlidir şifa. İsmi lazım değil bir hastanede, Türkiye'nin en ünlü cerrahlarından biri, bir hastaya yaptığım şifadan etkilenip beni davet etti. Yoğun bakıma girdim, bir hasta vardı, doktorlardan biri beni hiç sevmedi. Fizik tedavi öğrencisi olarak gitsem suratıma bakılmayacaktı ama bir şifacı olarak girdim, şifa verdim 'sol beyin lobunda bir şey var mı?' dedim. Beni sevmeyen doktor 'Bulgularımızda öyle bir şey yok, olsa makineler haber verir' dedi. 'Peki' dedim. Bir hafta sonra bir haber geldi, hastanın sol beyin lobuna bir pıhtı yerleşmiş ve felç geçirdi, ondan sonra da vefat etti. Çünkü enerji bedeninde var olan hastalıklar bir süre sonra fiziksel bedene sirayet ediyor.

İNANMAK HER ŞEYDİR!

İkinci sınıfta nöroloji stajı yapıyordum. Hocam beni çok seviyor ama bu konulara inanmıyordu. Ağır bir hasta geldi, felçli. 'Satılmış amca nasılsın' dedim, 'İyiyim' dedi, o zaman 'benim hastam' dedim. Her gün çalıştırdım. İlk haftanın sonunda cihazlarla yürüdü ama yürürken ayaklarını dışarıya fazla atıyordu, 'ben bu adamın ayağını düz atmasını sağlarım' dedim. 'Metin, yeterince uğraştın, bırak' dediler. O gece 'Satılmış amca ayağını içeri çekeceksin' dedim, 'Çekemiyorum' dedi, 'Çekeceksin' dedim, yine çalıştırdım, ayağı düzeldi. En son eli kaldı. 'Hocam 4 günüm kaldı, eli niye açılmıyor' dedim. 'O hastalarda el pek açılmaz' dedi. Hocam 'ama inanıyor' dedim, 'Metin'cim inanmak her zaman yetmez' dedi. O zaman gözlerim doldu, 'inanmak her şeydir' dedim. O hırsla Satılmış amcayı uyandırdım, evden bir minik top getirdim, eline koydum, 'sık bu topu' dedim, 'Sıkamıyorum Metin'cim' dedi, 'sıkacaksın' dedim. 'Uyumadan önce o topu zihninde sıktığını düşün, gözünde canlandır, o sinirlere kasları uyarmaları için elektriği gönder, sen bu vücudun patronuysan, onlar seni dinleyecek' dedim. Satılmış amca 3 gün sonunda topu sıkmaya başladı. Taksiye değneğiyle yürüdü.


Metin'in kullandığı tekniklerden bazıları...
· Reconnective Healing
· Reiki· San Greal-The holy Grail
· Orb of Life
· Isis Bluemoon
· Full Spectrum Healing
· Precision
· Light Dreams
· Gümüş Mor Alev
· İlahi Nur Enerjisi
· Ra-Sheeba
· Ki Topları
· Inner Magic of Words
· Golden Triangle

"Musevi bir aileden gelen, Müslüman bir ülkede yaşayan, Mısır teknikleri kullanırken tespih çeken, Kabala teknikleri kullanırken Tasavvuf müziği dinleyen çok renkli ve eğlenceli bir şifacı Metin."

IŞIK ve SEVGİYLE KALIN

kaynak :
AYCAN SAROĞLU/Akşam

No comments :

Post a Comment

Ayurveda Bitkileri

No comments
Brahmi (Centella Asiatica) : Brahmi , asabi rahatsızlıklar, epilepsi(sara ), bunama, erken yaşlanma, saç dökülmesi, inatçı cilt sorunları, ve zührevi hastalıklara karşı kullanılır. Ayurveda’nın önde gelen sinir ve kalp toniği olarak kabul edilir. Yüksek vata veya pitta’yı pasifize eder. Brahmi zihinsel yorgunluğu giderir, kesintisiz bir uyku sağlar, ve çarpıntıya iyi gelir. Bilimsel veriler, Brahmi’nin ( Centella Asitica ), hafızayı ve zhinsel fonksiyonları geliştirerek, öğrenmeyi kolaylaştırdığı yönündedir.

Ashwagandha (Withania Somnifera) : Ashwagandha, Yüksek tansiyonu düşürdüğ ve sinir sistemini restore ettiği için çok değerlidir Uzun süren hastalık, stres ve ağır çalışma koşullarının ortaya çıkardığı, hafıza kayıplarını düzeltir. Aşırı çalışma ve sinir harabiyetinden şikayeti olanlara canlılık verir. Zihne sukunet vermek için, sinir sistemini takviye ederken, stres ve heyecanı giderir.Ayni Ashvagandha, güçlü bir anti inflamatuar( iltihaplı yangı) özelliği ile, romatizmal rahatsızlıklara ve artirite iyi gelir.

Shankhapushpi (Evolvulus Alsinoides L.): Stres heyecan ve uyku sorunlarının tedavisinde popülerdir. Shankapushpi zihnin, öğrenme, Hafıza Hatırlama gibi, üç fonksiyonunu geliştiren tek büyük bitkidir, Bu nedenle, aklı geliştiren(Medhya Rasayana) olarak tanınır. Sinir sistemi ve vücut ilişkisini güçlendirerek uyku kalitesini arttırır. Sinir sistemi için çok faydalıdır, kemik iliğini ve sinir dokularının kalitesini geliştirir.

PushkarMool (Inula Racemosus) : Pushkarmool , kökü Hindistanda geleneksel olarak kalp ve damar sistemi sağlığı için kullanılır. Araştırmalar, trigliserit ve kollestrol seviyesini kontrol attiğini ortaya koymuştur Yüksek kan basıncına karşı kullanılan bir bitki olarak, kalp hastaları için faydalıdır.
Filizleri spazma karşı etkilidir, epilepsi, kronik ishal, dizanteri, bronşiyal nezle ( grip ), yüksek ateş, bezeler,karın urları, böbrek ve karaciğer, egzema,ve romatizmal şikayetlerde kullanılır. Ayurveda’da hafıza ve hatırlama takviyesi için ve özellikle Brahmi ile birlikte çocuklar daki hiperaktivite kontrolunda kullanılır.


Jyotishmati (Celastrus Paniculatus) : Hindistanda kendiliğinden yetişen ve ağaçlara sarılarak büyüyen bir bitkidir. Tepelik yerlerde çok bulunur. Tohumları hafızayı güçlendirmede, iştahsızlıkta, ateş ve romatizma’da kullanılır. Ayurveda pratisyenleri, bu bitkiyi, psikomatik (ruhsal) rahatsızlıklarda çok kullanırlar. Beyin fonksiyonlarını aktive eder ve kişinin fiziksel veya ruhsal streslere karşı gücünü artırır. Merkezi sinir sistemini takviye ederek, kişiyi sakinleştirir.

Guduchi (Tinospora Cordifolia) : Guduchi keskin bir tonik ve immün sistem modulatör’ü olarak kabul edilir. Kan temizleyici ve karaciğer koruyucudur. Mentall açıklığı (zihin berraklığı) sağlar ve göz şikayetlerini giderir.

Red Coral Powder (Corallium Rubrum / Praval Pishti) : Cildi canlandırıcı, asabi tonik, antiasit, diüretik, ve kardiyotonik tir. Öksürükkte, yüksek ateş, astım, idrar yolları hastalıkarı, bel soğukluğu ve genital rahatsızlık larda faydalıdır. Baş dönmesi ve baş ağrısı na iyi gelir ve kalp toniği olarak ta faydalıdır.

Pearl Powder (Mukta Pishti) – Pearl( İnci ): Yüksek tansiyon tedavisinde kullanılan çok özel bir maddedir.. Öğütülmüş inci, kolay sinirlenme ve , hiddet gibi duyguları dengelemede tonik görevi yapar, gözlere canlılık verir, ve dokuların yenilenmesine yardımcı olur. Tedavi amaçlı kullanmak için, en iyisi, yabani inci denilen, deniz suyunda yetişen ve özellikle Kuzey denizinin soğuk sularından elde edilendir. Ne kadar küçük olursa o kadar etkilidir. Hidrolize edilmiş ve suda eriyebilen inci tozu mevcuttur ve son derece etkilidir.

No comments :

Post a Comment

En Tehlikeli Cilt Kanseri : MELANOMA

No comments

ÜÇ TÜR CİLT KANSERİ VAR


Cilt kanserinin BCC, SCC ve Melanoma olarak adlandırılan üç türü bulunuyor. Her altı yetişkinden birinde görülen BCC, oldukça yavaş gelişen ve nadiren iç organlara sıçrayan bir tür olarak biliniyor. Tedavisi sırasında kullanılan ilaçlar ise görünümü kalıcı olarak bozabiliyor.

Çoğunlukla kırmızı ve kabuklu ya da siğil şeklinde ortaya çıkan SCC ise, ihmal edildiği takdirde iç organlara sıçrama riski yüksek bir tür. Bu tür, ABD’de her yıl 1200 kişinin ölümüne sebep oluyor.

Cilt kanseri türleri arasında en öldürücü olan ise Melanoma olarak adlandırılıyor. Her yıl Melanoma teşhisi konan hastaların yaklaşık yüzde 20’sinin hayatını kaybetmesi, tehlikenin boyutunu anlatmaya yetiyor da artıyor bile. Daha çok vücutta var olan benler sebebiyle oluşan bu kanser türü, cildin alt tabakalarını etkilediği ve çok kolay yayılabildiği için çoğu kez önlem alınamadan hastanın yitirilmesine sebep oluyor.


MELANOMA

Olası semptomlar:
Ciltteki bir ben ya da başka bir kabarıklıkta, lekede değişiklik, kanama veya boyut, şekil, renk ve dokuda değişiklik.
Olası riskler:
Özellikle çocukluk döneminde güneşe maruz kalma, kolay bronzlaşıyor veya kolay çilleniyor olma, beyazlarda, siyah ırkta olduğundan 40 misli fazla.


Melanoma ait Bulgular

Asimetri - Benin bir tarafının diğer tarafından farklı olması. Benin ortasından hayali bir çizgi çiziniz. Benin her iki yanı aynı büyüklük ve aynı şekilde mi? Melanomda genellikle asimetri vardır.

Sınır Düzensizliği - Melanomun sınırı veya kenarı genellikle pürüzlü, çentikli veya bulanıktır.

Renk - İyi huylu benler herhangi bir renkte olabilir, fakat genellikle tek renklidir. Melanom ise sıklıkla birden fazla rengi içinde barındırır.

Büyüklük - İyi huylu benler küçük kalırken melanom büyümeye devam eder. Genellikle 6 milimetreden büyüktür çaptadır.

Kendinizin yapacağı periyodik muayene melanom ve diğer deri kanserlerinden korunmak için en güçlü silahtır. Melanom ancak erken yakalandığında tedavi edilebilir. Aşağıda belirtilen sırayı takip ederek hiç bir yeri atlamadan tüm deri muayenenizi kendiniz yapabilirsiniz. Kendi deri muayenenizi yapmak için bir boy bir de el aynasına ve ışıklı bir odaya ihtiyacınız vardır.

Gövdenizin ön ve arka yüzünü ve de kollar kaldırılarak gövdenin sağ ve sol yanını ayna karşısında muayene edin.
Kolunuzu dirseğinizden kıvırarak avuçlarınıza, kol iç yüzüne ve üst kola dikkatlice bakınız.
Sonra bacaklarınızın arkasına, ayaklara, ayak parmak aralarına ve ayak tabanına bakınız.
Boynun arkasını, saçlarınızı kaldırarak el aynası ile kafa derinizi muayene edin




ABD'deki Wayne State Üniversitesi tarafından yapılan araştırmaya göre, günde 6 fincan kafeinli kahve içenlerin cilt kanserine yakalanma olasılığı yüzde 35 oranında azalıyor. Günde 2-3 fincan kahve içenlerde ise risk yüzde 12 düşüyor. Kafeinsiz kahve ise cilt kanserine yakalanma riskini azaltmıyor. Bilim adamları, kafeinin hücrelerin bölünmesini engelleyerek ya da antioksidan görevi görerek kanseri önlüyor olabileceğini belirtti.

No comments :

Post a Comment

Hoodia Gordonii Diyet Hapları

No comments
Herbal Life,Lida vs doğal diyet ürünlerine bir yenisi daha eklendi. Hoodia Gordonii'yi sizler için araştırdım. Tabii her zaman her türlü üründe olduğu gibi ilk olarak taklitlerle bir savaş içinde olduğunu gördüm. Yazıyı okuduktan sonra Hoodia Gordonii'yi denemeye karar verirseniz LÜTFEN önce bir doktora danışın ve ürünün sahte olmadığından emin olun. Nihayetinde sağlığımızdan ödün vereceksek kilo vermek anlamsız. SAĞLIKLI GÜNLER...






Hoodia Gordonii ( Hodooba), binlerce yildir Kalahari çöl bölgesinde yetismekte olan 2 metre boylarinda, yapraksiz, etli sulu, kalin ve yumusak dokulu(sukulent), dev bir kaktüs türüdür.Hoodia gordonii nin anayurdu Güney Afrika'dan Botsvana ve Namibya'ya dogru uzanan Kalahari çöl bölgesidir. Burasi Johannesburg'a 1000km mesafededir. Çölde avlanan San kabilelerinden Bushmenler yüzyillardan bu yana ava çiktiklarinda bu bitkinin sapindan çigneyerek, 3-4 gün hiçbir sey yemeden durabilirler ve bu sirada canliliklarindan hiçbir sey kaybetmezlermis ,bu şekilde adeta doğal bir diyet uygulaması yapılmış oluyor. Buradan hareketle, 2001'de, gönüllü 20 asiri sisman insan üzerinde yapilan deneylerden mükemmel sonuç alinmıştır. Söyle ki: Kaktüste bulunan ve 1996'da kesfedilen P57 adli bir molekül beyinde doygunluk hissi veren hipotalamus bölgesine gider ve yeme istegini engeller. Kişilere az önce yemek yemis oldugu duygusunu vererek bir anlamda beyni kandirir. Günlük kalori ihtiyacinizi da yüzde 30-35 oraninda azaltir. Doygunluk duygusuyla beraber insanda yorgunluk, halsizlik ortaya çikmaz, vücut enerjisi ve canliligi da korur. Ayni seyi glikoz da yapar ama kalori tasiyarak. Ayrica bu kaktüs ondan 10000 kat daha etkilidir.
Bu güne kadar ne klinik deneylerde, ne de reel uygulamalarda herhangi bir yan etki ortaya çikmamistir.
Bu bitki sayesinde rejim ve diyet dünyasinda büyük bir devrim yasanacagi belirtiliyor. Insanligi bekleyen sismanlik ve obezite tehlikesine dogal yoldan çözüm bulunmasi son derece sevindirici bir durum, elbette. Böylece insanlik hoodia gordonii sayesinde sentetik zayiflaticilara para harcamaktan ve sağlıklarını kaybetmekten kurtulacak. Hoodia gordonii'nin içerdigi etken maddenin istahinızı keserek günlük kalori ihtiyacinizı 1000 kalori azalttigi klinik çalismalarla ispatlanmistir. Bu mucizevi bitkinin tamamen dogal ve organik içeriği CSIR tarafindan yapilan 30 yillik bilimsel çalismalarinin sonucudur.

Bilim adamlari ; hoodia'nin istah kesebilme etkisinin sebebinin P 57 molekülü olduguna inanmaktadirlar.Normalde yemek yediginizde bünyenizdeki glikoz miktari artar ve beyninize (Hipotalamus a) tok oldugunuzun sinyalini gönderir. Hoodia'nin içindeki P57 moleküllerinin glikozu taklit ederek Hipotalamusa tokluk hissi gönderdigi bilinmektedir. Sonuç olarak yeni bir yeme istegi duymazsiniz.

Hoodia, insan yapimi bir kimyasal degil de dogal bir bitki oldugundan tamamen güvenlidir ve uzmanlar güvenli oldugu konusunda birlesmektedir. Bilim adamlari 10 yildir Hoodia bitkisi üzerine çalismalar yapmaktadirlar ancak hiçbir yan etkisine rastlanmamistir. Yillardir Hoodia bitkisini gida olarak tüketmekte olan Güney Afrika kabilelerinde Hoodia ya bagli bir hastaliga rastlanmamistir.

1- Hoodia Gordonii bitkisi beyne tokluk hissi gönderen ve yeterince yemek yediginize beyninizi inandiran bir aktif madde içerir.



2- Hoodia Gordonii tabletleri ile ne kadar hizli kilo kaybederim?
Ingiltere Leicester'da yapilan arastirmalar göstermistir ki Hoodia Gordonii tabletleri alan kisilerin günlük kalori ihtiyacinda 1000 kaloriye varan azalma meydana gelmektedir. Bu da haftada yaklasik 2 kilo vereceginiz anlamina gelir.

Hoodia Gordonii Ne Yapar ?

* Hoodia Gordonii birkaç miligram aldiktan sonra bile açliginizi kisa sürede keser,
* Hoodia Gordonii simdiye kadar bulunmus en etkili ve dogal istah kesici oldugundan istahinizi kontrol altina almanizi saglar,
* Hoodia Gordonii size enerji vererek kendinizi harika hissetmenizi saglar,
* Hoodia Gordonii asiri yemenizi engelleyerek kilo kaybetmenizi saglar,
* Hoodia Gordonii 100% dogaldir ve sizin için gösterecegi etkiler kanitlanmistir.
* Hoodia Gordonii diger pek çok istah kesici gibi bulanti yapmaz,
* Hoodia Gordonii kalp çarpintisi ve uykusuzluk yapmaz,
* Hoodia Gordonii diger takviyelerin tersine siskinlik hissi yaratmaz,
* Hoodia Gordonii vücut ates basmasi ve terlemeye neden olmaz ve bütün gün kendinizi rahatsiz hissetmenize yol açmaz.




* FOR ENGLISH CLICK HERE *

No comments :

Post a Comment

Yorgun Cildinize Dogal Tonik

No comments
Yorgun, hassas ve tahriş olmuş gözlere,
ayrıca hergün cildinize kullanabileceğiniz,
çok basit malzemelerle hazırlayabileceğiniz bir tonik



· 2 yemek kaşığı gül suyu
· 16 yemek kaşığı su
· 9 adet gül goncası



Bu miktarlar ile hazırlanmış tonik; göz ve yüz temizliğinde 3 ila 8 kullanımlıktır.f www. sevkendini . blogspot . com 'dan alınmıştır.


Hazırlanışı:



Küçük bir kaba gül goncalarını ve suyu ekleyin, ağzı kapalı olarak hafifçe kaynatın. Kaynadıktan sonra kapağını açın ve kısık ateşte 1-2 dakika daha tutun. Daha sonra likidi temiz bir kaba süzün ve buzdolabına koyun. Soğuduktan sonra gülsuyunu ekleyin. Bu karışımı 3 gün içerisinde bitirmelisiniz.



Kullanımı:



Bir pamuk yardımıyla göz çevrenize ve cildinize dilediğiniz sıklıkta kullanabilirsiniz.


** Dilerseniz 2 yemek kaşığı Gülsuyunu, direkt olarak arıtılmış veya kaynamış 16 yemek kaşığı suyun içine ekleyip şişeleyebilirsiniz. Bu sizin zevkinize ve o anki temin imkanlarınıza kalmış.

Bu tarif www. sevkendini . blogspot . com 'dan alınmıştır.

No comments :

Post a Comment

Şeftali Losyonu (Kuru ve Normal Cilt Tipi)

No comments
· 1 Şeftali

· 4 damla Benzoin Tentürü

· 4 yemek kaşığı hindistancevizi yada badem yağı

· 43 gr. portakal çiçeği suyu ve 1-2 damla portakal yağı





Şeftaliyi soyup püre haline getirin, ince bir bez veya tülbent yardımı ile suyunu süzün. Diğer malzemeleri ekleyin ve köpürene kadar karıştırın. Sonra muhafaza edeceğiniz kaba koyun.
Cildinizi kuru hissettiğiniz her zaman bu losyonu kullanabilirsiniz. Uzun süreli kullanım için buzdolabında muhafaza edin.

No comments :

Post a Comment

DR. Mehmet OZ Yesil Icecek

4 comments
Dünyaca ünlü kalp doktoru Mehmet Öz, yine dünyaca ünlü talk showcu Oprah Winfrey'in de favorileri arasında. Programında Mehmet Öz'e sık sık yer veren Oprah Winfrey'e gençlik iksiri diye adlandırdığı yeşil içeceğini tarif etti.

Dr.Öz'ün "Yeşil İçecek" inin içerisinde neler var?

• 1 kase ıspanak
• 1 salatalık
• 4 kereviz sapı
• 1/4 çay kaşığı zencefil kökü
• 1 demet maydanoz
• 1 misket limonu
• yarım limonun suyu

• 1 büyük elma



ilk başlarda bu içeceğin tadını benimseyemeyenler içine şunları da koyabilir ;



• 2. bir salatalık

• havuç

• şeker katılmamış meyve suyu

• muz

Hepsini meyve sıkacağında sıkın ve suyunu için . Bu ölçüler 2 kişilik içecek içindir.

Dr.Mehmet Öz kendisine çoğu gün kahvaltı olarak bu içeceği hazırladığını söylüyor.

4 comments :

Post a Comment

Anti-Aging Vitaminleri

No comments
Sağlıklı yaşamak ve birçok hastalığa yakalanmadan önüne geçebilmek için, anti aging vitaminlerin bir kısmını besinlerle, bir kısmını da hazır olarak almak gerekiyor.




Sağlıklı yaşamak ve birçok hastalığa yakalanmadan önüne geçebilmek için, anti aging vitaminlerin bir kısmını besinlerle, bir kısmını da hazır olarak almak gerekiyor. İşte uzun ve sağlıklı yaşamın sırrı: Anti aging vitaminler...

Vitaminler, yağda eriyenler ve suda eriyenler şeklinde ikiye ayrılır:

Yağda eriyenler (yağda erimemişlerse bağırsakta emilmezler)

A vitamini
D vitamini
E vitamini
K vitamini

Suda eriyenler

B vitaminleri
B1 (tiyamin)
B2 (riboflavin)
B3 (niasin)
B5 (pantotenikasit)
B6 (piridoksin)
B12 (siyanokobolamin)
Biyotin
Kolin
Folikasit
İnositol
Paraaminobenzoik asit
C vitamini

Yağda eriyen vitaminler

A Vitamini (yağlı yiyeceklerle alınması şart) Diğer adıyla görme vitamini; embriyonun gelişmesi ve büyüme için gerekli hücrelerin çoğalmasını sağlar. Bronş, ağız, yemek borusu, mide, bağırsak ve vajina iç derisini (mokoza) korur. Aknelerin oluşmasını engeller. Aynı zamanda antioksidan olduğundan kanseri önlemede rol oynar.

Kaynakları
Balık, et, karaciğer, yumurta, süt ve peynir.
Günlük ihtiyaç 1 mgr.

Aşırısı

Yağda eriyen idrarla atılmaz. Karaciğerde nötralize edilir. Uzun zaman yüksek dozda alınırsa, iştahsızlık, deri kuruması, saç dökülmesi, kemik ağrıları olabilir.

D Vitamini

Ön maddesi deri altında bulunur. Güneş ışınlarının etkisiyle D vitaminine dönüşür. Bu vitamin, kalsiyum ve fosforun bağırsakta emilimi ve vücutta kullanımı için gereklidir. Kuvvetli kemik ve dişler, bu vitaminin kalsiyumu buralara yerleştirmesiyle olur.
Kaynakları
Karaciğer, balık, yumurta, tereyağı, peynir, mantar. Günlük ihtiyaç 5 mgr.

Azlığı
Az kalsiyum ve fosfor alınmasına bağlı olarak kemiklerde yumuşama görülür.

Aşırısı
Bulantı ve kusma yapar. Böbreklere zarar verir.

Çocuklar için önemli
Çocukların güneşin dik gelmediği saatlerde açık havada gezdirilmesi durumunda, deri altındaki ön madde D vitaminine dönüşür.

Aspirin

Kanı sulandırıp akışkanlığını artırmak için alıyor. Kanın pıhtılaşmasını önlüyor.

• Serbest radikallerin hücre zarındaki yağı oksitlenmesine ve böylece kanser oluşumuna engel olur.

• Kötü huylu (LDL) kolesterolün serbest radikaller vasıtasıyla oksitlenip damar çeperine çökerek sertliği (ateroskleroz) yapmasını engeller. Böylece yüksek tansiyon, kalp krizi, felç gibi hastalıklar önlenmiş olur.

• Bağışıklık ve savunma sistemini güçlendirir.

Azlığı
Yüksek tansiyon, kalp krizi, felç gibi hastalıkların erken yaşta gelişmesine neden olur.

Kaynakları
Sızma yöntemiyle üretilmiş sıvı yağlarda ve bu yağların elde edildiği yiyecek maddelerinde bulunuyor.

100 gr. keten tohumunda 57 mgr.
100 gr. fındıkta 26 mgr.
100 gr. bademde 25 mgr.
100 gr. ayçiçeği yağında 50 mgr.
100 gr. mısır yağında 31 mgr.
100 gr. zeytinyağında 13 mgr. E vitamini bulunuyor.

Günlük ihtiyaç 15 mgr. civarındadır.

K Vitamini
Kanın pıhtılaşmasında görev alır. Minarellerin kemiklere yerleşmesi ve kemik tamiri için gereklidir.

Kaynakları
Lahana, ıspanak, brokoli, brüksel lahanası, karnabahar, tam tahıl ürünleri, peynir, et karaciğer, bitkisel yağlar.

Günlük ihtiyaç 80 mikrogram.

Azlığı
Özellikle çocuk ve yaşlılarda görülebilir. Kanamalara neden olabilir. Dişlerin fırçalanması esnasında uzun süren kanamalar dikkati çeker. Bunun için çocuklara ve yaşlılara dışarıdan K vitamini takviyesi yapılmalı.

Suda eriyen vitaminler

B1 Vitamini (tiyamin)
Sinir ve kaslar için gerekli olan karbonhidratların sağlanması ve metabolize edilmesi için gereklidir. Kan dolaşımı ve beyin fonksiyonlarına yardımcı olur.

Kaynakları
Tahıl ürünleri ve kabuklu pirinç, ayçiçeği çekirdeği, yağsız et, balık ve bezelye.

Azlığı
Nadir olmakla beraber azlığı durumunda yorgunluk, iştahsızlık, konsantrasyon bozukluğu, el ve ayaklarda hissizlikle beraber, felç durumu ve ölüme de neden olabilen beriberi hastalığı görülür.

Aşırısı
İdrarla atıldığı için yan etkisi tespit edilmemiş.

B2 Vitamini (riboflavin)
Cilt, saç ve tırnakların oksijen kullanımı için gereklidir. Katarakt tedavisinde faydalıdır.

Kaynakları
Et, balık, kuruyemişler, karaciğer ve tahıllar ürünleri.

Günlük ihtiyaç 1,5-2 mikrogram.

Azlığı
Alkolik yaşlılarda bu vitamin azlığı nedeniyle deri lezyonları, yorgunluk ve konsantrasyon bozukluğu görülür. Fazlası idrarla atılır.

B3 vitamini (niasin)
Sağlıklı bir beyin ve güzel bir cilt için gerekli bir vitamin. Metobolizmanın tüm safhalarında yer alır. Derin nemi ve mide, safra kesesi sıvılarının salgılanması için gerekli.

Kaynakları
Et, balık, kuruyemişler, karaciğer, tahıllar.

Günlük ihtiyaç 15 mgr.

Azlığı
Ağız ve bağırsak derisinde değişiklikler, baş ağrısı, baş dönmesi ve uykusuzluk.

B5 Vitamini (pantotenikasit)

Deri için ve saçların uzaması için gerekli vitamindir. Metabolizmanın tümüne iştirak eder. Yağ, karbonhidrat ve protein parçalanmasında rol alır. Kolesterol sentezinde yardımcı olur. Özellikle başta kortizon olmak üzere, böbrek üstü bezi hormonlarının üretimine yardımcı olur.

Kaynakları

Et, tavuk, balık, baklagiller, tam tahıl ürünleri, süt ve süt ürünleri.

Günlük ihtiyaç 6 mgr.

Azlığı
Doğada bol olduğu için çok nadir görülür




kaynak: Diyet Dergisi

No comments :

Post a Comment