Sev Kendini

Kendini Sevmekle Baslar Hersey

ANZER BALI

No comments

Şifa kaynağı Anzer Balı



Deniz seviyesinden 2.000 metre yükseklikteki Anzer'in ağaçsız dağları Kaf Dağı'nı hatırlatıyor. Hiç arkası gözükmeyecek sanki. Alabildiğine yeşil Anzer yaylası, sadece bu bölgede yetişen çiçeklere evsahipliği yapıyor. Binbir derde deva Anzer balı işte buradaki çiçeklerden elde ediliyor.


Boşuna endişe ediyoruz. Orada olmamız umurlarında bile değil. Vızıldayarak aramızda dolaşıyor, rengârenk kır çiçeklerinin birinden havalanıp diğerine konuyorlar. Bazıları arkadaşlarına göre daha şişman gibi; renkleri de hafif turuncuya çalıyor sanki. Neden böyle görünüyorlar?


2.000 metreyi aşan ağaçsız dağlar, kır çiçekleriyle bezeli yeşil yaylalar emirlerine amade. Aceleleri biraz doğaları gereği, biraz da havanın belirsizliğinden. Her an sis çökebilir, bulut kümeleri boşanıp kaçabilir, ısı düşebilir. Bir yaprağın altına gizlenip kendilerini koruyabilirler gerçi ama sadece bir gün. Hem zaten ömürleri topu topu 45 gün. O yüzden acele etmeli, bir an önce kovanlarına dönmeli, petekleri doldurmaya başlamalılar.


Gökyüzüne yakın dağların arasındaki bu coğrafya Rize'nin Anzer köyü. Haritalardaki ismiyle Ballıköy. Arıların alelacele yapmaya çalıştıkları ise onulmaz dertlere deva bulma umuduyla küçücük bir kavanozuna bile dünyanın parası dökülen meşhur Anzer balı.


Balın bu kadar meşhur ve pahalı olmasının birkaç nedeni var. Her şeyden önce Anzer balı sadece bu bölgede yetişen çiçeklerin polenlerinden üretiliyor. Yapılan analizlere göre, bu balı özellikle Myosotis, Onobrychis ve Trifolium cinsi çiçeklerinin polenleri diğerlerinden ayırıyor. Bu çiçekler sadece Anzer yaylalarında yetişiyor. Kimi her bahar açıyor, kimi birkaç yılda bir yüzünü gösteriyor. Bu yüzden balın kalitesi yıldan yıla değişebiliyor. Anzer balının kalite standardını ise Hacettepe Üniversitesi Arı ve Arı Ürünleri Araştırma ve Uygulama Merkezi'nde (HARÜM) yapılan analizler belirliyor. Arılar, sayısı yüzü aşan çiçeklerin hepsinden polen toplamıyor. HARÜM'den Prof. Dr. Kadriye Sorkun, analizlerde Castanea sativa (kestane) ve Rhododendron panticum çiçeklerinin polenlerine rastlanmaması gerektiğini; aksi taktirde balın Anzer yaylasında üretilmediği anlamına geldiğini belirtiyor.



Peki Anzer balı neden bu kadar meşhur ve ne gibi özellikler taşıyor? İlk olarak 1843-44 yıllarında Alman imparatoru IV. Friedrich Wilhelm için Prof. Dr. Karl Koch'un bu dağlardan bitki toplamaya geldiği biliniyor. Bölgeyi ilk keşfedenin Koch olduğunu söylemek mümkün.



Her ne kadar doktorlar ilaç niyetine önermiyor ve "şu hastalıkların tedavisinde kullanılabilir" şeklinde bir rapor yayımlanmamışsa da, kullananların tecrübeleri kulaktan kulağa yayılınca balın binbir derde deva olduğuna inanılmış. O kadar ki baş ağrısından cinsel gücü artırmaya, hazımsızlıktan öksürüğe hatta devasız görünen ağır hastalıklara ve deri üstünde açılan yaralara kadar Anzer balından şifa bekliyor.



Kalite standardı meselesine dönelim tekrar. Ürettikleri balın standarda uygun olup olmadığını öğrenmek isteyen üreticiler, elde ettikleri balın 250 gramlık bölümünü Anzer Kooperatifi'ne teslim ediyor. Kooperatif bu balları üretici isimlerinden bağımsız numaralandırarak Hacettepe Üniversitesi'ne gönderiyor. Yapılan analiz sonucunda hangi balın belirlenen standarda uygun, hangisinin altında olduğu ortaya çıkıyor. Üreticiler kooperatif kanalıyla analiz sonuçlarını öğrendikten sonra, standardın altındaki ballar sahiplerine teslim ediliyor; standarda uygun olanlar ise üreticilerden alınarak etiketleniyor ve satışa sunuluyor.


GeoTurkiye Dergisi Temmuz 2007

No comments :

Post a Comment

KABALA nedir ?

No comments

Kabala, insanın evrendeki pozisyonunu incelemek ve araştırmak için gerekli olan doğru bir yöntemdir. Kabala Hikmeti, bize, insanın neden var olduğunu, neden doğduğunu, neden yaşadığını, yaşamının amacının ne olduğunu, nereden geldiğini ve bu dünyadaki yaşamını tamamladıktan sonra nereye gideceğini açıklar.

Kabala manevi dünyaya erişmenin bir yöntemidir. Kabala bize manevi dünya hakkında bilgi verir ve onu çalışarak bizler başka bir anlayış geliştirebiliriz. Bu anlayışın yardımı vasıtasıyla üst-dünyalar ile iletişim içinde olabiliriz.

Kabala teorik bir çalışma olmayıp pratik bir çalışmadır. İnsan kendisini, kim olduğunu, neye benzediğini öğrenir. Kendini aşama aşama, adım adım değiştirmek için neye ihtiyacı olduğunu öğrenir. Araştırmasını kendi iç ben’i aracılığı ile yönetir.

Bütün deneyleri kendisi üzerinde, kendisi içinde yürütür. Bu nedenledir ki Kabala’ya “Gizli Hikmet” denir. Kişi, Kabala vasıtası ile meydana gelen, sadece kendisinin hissettiği ve bildiği içsel değişimlere uğrar. Bu değişim, bir kişi içinde meydana gelir; sadece o kişiye özgüdür ve sadece o kişi bunun farkındadır.

Kabala kelimesi, İbranice olan “Lekabbel” kelimesin’den (almak) gelir. Kabala, eylemlerin nedenlerini “alma arzusu” olarak tanımlar. Bu arzu, çeşitli türden hazların alınması ile alakalıdır. Hazzı almak için, kişi genelde büyük bir gayret sarf etmeye isteklidir. Sorun şudur ki, kişi minimum bedel öderken, maksimum oranda hazzı nasıl alabilir? Herkes bu soruyu kendince cevaplamaya çalışmaktadır.

Alma arzusunun gelişmesini ve büyümesini sağlayan yöntemde belli bir düzen vardır. İlk aşamada, insan fiziki hazzı şiddetle arzular. Sonra, para, onur, şan ve şöhret arar. Hatta daha kuvvetli bir arzu kişiyi güç için şevklendirir. Sonra maneviyat için bir arzu, istek geliştirebilir, ki bu nokta piramidin tepesidir. Maneviyat arzusunun ne kadar büyük olduğunu farkeden kişi bu arzusunu tatmin etmenin yollarını arar.

Alma arzusunun aşamaları arasındaki geçiş kişinin yetenekleri ve sınırlamalarının farkında olmasını sağlar.

Kabala, üst-dünyalar ile duygu ve düşüncelerimizin kökenleri ile ilgilenir ki biz bunu anlamalıyız. Dünyalar üzerinde herhangi bir kontrolümüz olmadığı için duygu ve düşüncelerimizin neden ve nasıl yaratıldıklarını bilmeyiz. Tatlı, acı, hoş, kaba vs. şeklindeki deneyimlerimize şaşırırız. Psikoloji, psikiyatri ve öteki sosyal disiplinler alanı açısından bile, duygularımızı incelemek için bilimsel aletler geliştirmede başarısızdır. Davranışsal etmenler, anlama yetimizden gizli kalırlar.

Kabala, duyularımızı bilimsel olarak incelemek için geliştirilmiş olan bir sistemdir. Duygu ve arzularımızın hepsini alır ve her biri için, her bir fenomen için, her seviyede ki her bir anlayış ve duygu çeşidi için tam bir bilimsel formül sağlar.

Bu, zeka ile birleştirilmiş duyguları inceleme işidir. Başlangıç seviyesindeki öğrenciler için, geometri, matrix ve diagramlardan yararlanır. Kabala çalışırken, öğrenciler kendi duygularının her birini tanımlar ve bunları anlamaya başlarlar. Gücüne, yönüne ve karakterine göre ona hangi adın verilmesi gerektiğini bilirler.

Kabala Hikmeti antik ve kanıtlanmış bir yöntemdir. Kabala vasıtası ile kişi yüksek bir farkındalık (olayların farkında olma) alır ve maneviyat kazanır. Bu, gerçekten onun bu dünyada ki amacıdır. Kişi, maneviyat için bir arzu hissettiği zaman, bu maneviyat için bir hasret-özlem hissetmeye başlar ve sonrada Yaratan tarafından sağlanan Kabala Hikmeti vasıtası ile bu arzuyu geliştirebilir.

Kabala, Kabalist’in hedefini açıklayan bir kelimedir. Bu hedef insanın düşünen bir varlık olarak, bütün yaratılanların en yücesi olarak, ehil olduğu her şeyi elde etmesidir.


No comments :

Post a Comment

Multiple Sclerosis (MS) için Bitkisel Yardımlar

No comments



Isırgan Otu


Birçok MS hastasının kendisini arılara sokturduğunu duymuş ve belki de görmüşsünüzdür. Bunun gibi bir alternatif tedavi yöntemi daha var. Daha acısız olduğu da kesin.

Elinize eldivenleri geçirin, ısırgan otu demetleri ile kendinizi dövün veya dövdürün. Dikenler teninize batar ve tahriş eder, aynı zamanda da son derece güçlü, birçok yararlı bileşiği de vücudunuza enjekte ederler. Isırgan otunun içerdiği bazı bileşikler, tıpkı arı sokması gibi bir etki yaratır. Isırgan otu dayağından henüz ölen yok ;)

No comments :

Post a Comment

Artemis Tapınağı Kıbrıs'ta Yeniden Hayat Buldu

No comments

Dünyanın yedi harikasından biri olan Artemis Tapınağı, Kaya Artemis Resort & Casino ile yeniden doğuyor
Kıbrıs'a doğrudan yapılan en büyük turizm yatırımı olma özelliğini taşıyan Kaya Artemis Resort&Casino oda sayısı bakımından tüm adanın en büyük otelidir.

Artemis tapınağının bir örneği olarak inşa edilen ve adanın en büyük ve en kapsamlı oteli olan Kaya Artemis, 3 farklı sosyal alandan oluşmaktadır. Artemis Bloğu, Tatil Köyü ve Efes olarak 3 farklı bölümde konumlandırılmış olan Kaya Artemis yediden yetmişe her kesime hitap edecek seçeneklerle doludur.
Kaya Grubu, Kaya Artemis Resort&Casino 'yu sadece alışılagelmiş bir otel olarak değil, bir eğlence ve tatil destinasyonu olarak tasarlamıştır.
4 mevsim tatil havası yaşatan iklimi, el değmemiş göz alabildiğine uzanan kumsalı, egzotik plajı, pırıl pırıl denizi, tarihi Artemis tapınağının bir eşi olan mimarisi ,lüks olanaklarla zenginleştirlmiş 726 odası, 3000 m²’lik Las Vegaz tarzı Casino’su, alışveriş merkezi, havuzları, spa ve güzellik salonları, business center, toplantı salonları ve tüm diğer cezbedici özellikleriyle Kaya Artemis, şaşırtıcı ve bir o kadar da hayranlık uyandırıcı.

"Elalemin otelinden sana ne " diyenleriniz olabilir ama daha yapım halinden beri ilgimi çekiyordu ne yapayım :).

Henüz bitmişini göremedim ama yakında gidip bizzat resimleyeceğim. TV ve gazetelerde bol bol reklamları çıkıyor şimdilerde, gözünüze ilişmiştir belki. Eminim burda tatil yapmak çok keyifli olur..

No comments :

Post a Comment

Göz ve Dudaklar için krem

No comments


Malzemeler:

* 1 tatlı kaşığı balmumu.
* 1 tatlı kaşığı hindistan cevizi yağı.
* 1 çorba kaşığı badem yağı.
* 1 tatlı kaşığı parafin.
* 1 tatlı kaşığı vazelin.
* 3 damla E vitamini.

Uygulama:

Eritilmesi gerekenleri farklı tencerelerde erittikten sonra birbirine karıştırın. Malzemeyi 5 dakika ısıtın. Bir kavanoz içerisine alın ve yağları da ilave ettikten sonra 1,5 saat bekletin. Kullanıma hazır olan kremi buzdolabında muhafaza edin.

No comments :

Post a Comment

Erken Beyazlayan Saçlar için Formül

No comments
Malzemeler:

* 1 adet soğan.
* 1 adet sarımsak (5 tane).
* 1 yumurta sarısı.

Uygulama:

Soğan ve sarmısağı ezin. Yumurta sarısını ilave edip saçlara boya sürer gibi sürün. 30 dakika sonra yıkayın.

No comments :

Post a Comment

Havuç Diyeti

No comments
Sağlık ve güzellik için gerçek bir nimet olan havuç, her mevsimde kolay bulunabilen bir sebze. Çiğ ya da pişmiş olarak; bazen tek başına, bazen de yemeklerde eşlikçi olarak yeniyor. Herkesin kolayca satın alabileceği en ekonomik sebzelerden biri. Cildi güneşin zararlı etkilerinden korurken güzel bir bronzluk için de zemin hazırlıyor. Üstelik az kalori içeriyor,bu nedenle diyet programlarının vazgeçilmezi. 100 gramında sadece 34 kalori bulunuyor. Yararları ise saymakla bitmiyor. Sağlığın, güzelliğin, özellikle de pürüzsüz ve ışıltılı bir bronzluğun en doğru adresi. Havuç ağırlıklı bir diyetle hem güzellik, hem sağlık kazanın, aynı zamanda 4-5 kilo verin.

Her gün Sabah
1 bardak süt + 1 dilim tost ekmeği + 1 bardak havuç suyu

Pazartesi

Öğle
Havuçlu makarna + 100 gr beyaz peynir + 150 gr haşlanmış brokoli
Akşam
Sebze çorbası + Izgara tavuk + Havuç salatası

Salı

Öğle
Domatesli makarna + Karışık salata + 4 dilim hindi salam
Akşam
Z.yağlı havuç dolması + 1 sandviç ekmeği + 150 gr ızgara patlıcan

Çarşamba

Öğle
70 gr havuçlu pilav + 80 gr karışık salata + 1 elma
Akşam
150 gr ızgara balık + 2 dilim tost kepekli ekmeği + Havuç püresi

Perşembe

Öğle
Havuçlu pilav + 2 domates + 1 kase meyve salatası
Akşam
120 gr havuçlu hindi + 150 gr karışık salata + 1 sandviç ekmeği

Cuma

Öğle
200 gr domatesli makarna + 150 gr karışık salata + 1 dilim ananas
Akşam
Havuçlu tavuk sarma + 2 dilim kepekli tost ekmeği + 150 gr karışık salata

Cumartesi

Öğle
Havuç çorbası + 100 gr beyaz peynir ile bir dilim tost ekmeği + Kağıtta yaz türlüsü
Akşam
Semizotu ve domatesli makarna + 150 gr tavuk salatası + 1 kase meyve salatası

Pazar

Öğle
70 gr sebzeli fırın makarna + 150 gr ızgara patlıcan + 1 kase meyve salatası
Akşam
Zeytinyağlı havuç dolması + 1 sandviç ekmeği + 150 gr karışık salata

No comments :

Post a Comment

Fegato alla Veneziana - Venedik Mutfağı

No comments
4 kişilik

Malzemeler:

3 yemek kaşığı sızma zeytinyağı
30 gr. tereyağı
2 adet büyük boy soğan
500 gr. dana ciğeri
tuz, karabiber, sirke

Hazırlanışı:

Soğanları ince ince doğrayın, zeytinyağıyla tereyağını tavaya koyun. Tereyağı köpürmeye başladığında tavaya soğanları ekleyin. Kısık ateşte soğanlar yumuşayıp yarı saydamlaşıncaya kadar karıştırın. İnce, tercihen 5 cm. uzunluğunda kesilerek doğranmış dana ciğerini ekleyin ve orta ateşte 20-25 dakika kadar karıştırarak pişirin. Üzerine tuz, karabiber ve sirke koyun.

No comments :

Post a Comment