Treatment for Dark Under Eye Circles
Grated potatoes can lighten under-eye circles. Potatoes contain an enzyme called catecholase, which is used in cosmetics as a human skin lightener.Run one spud through your food processor and stuff the raw mash into a piece of cheesecloth. Apply to the area directly beneath your eye — don't let the potato juice come in contact with the eye itself — and leave for 15 to 20 minutes.
Wipe away the starchy residue
Karma Cilt Tipleri İçin Boyun ve Yüz Kırışıklıklarına MASKE

Malzemeler:
- 1 fincan çilek
- 1 yumurta akı
- 1 tatlı kaşığı gülsuyu
- 1 tatlı kaşığı karbonat
- 2 bardak su
Uygulama:
Yumurta akı beyazlaşıncaya kadar çırpılır. Çilek sıkılıp süzülür ve yumurta akına karıştırılır. Gülsuyu, su ve karbonat ilave edilip karıştırılır. Pamukla cilde uygulanır.
Panik Atak Nedir?
Panik Bozukluğu Nedir?
Mitolojik bir tanrı olan PAN; daha doğduğunda yarı keçi yarı insan görünümünde, garip ve çirkin bir yaratıktı. Bedeni kıllarla kaplıydı ve alnının üstünde iki küçük boynuz vardı. Bacakları" tıpkı keçi bacağı gibiydi. Keçi gibi bir sakalı ve kuyruğu bulunuyordu.
Tanrı Pan'ın bağırtısı çok korkunçtu. Bu bağırtısı işiten canlılar dehşete kapılır; kurtlar kuşlar saklanacak delik arar, sakin sakin otlamakta olan koyunlar ve kuzular can havliyle kendilerini uçurumlara atarlardı. İşte buna benzer şiddetli ve aklı baştan alan korkulara, PAN'dan kaynaklanan korku ve dehşet anlamında PANİK adı verilmektedir.
"Kalbim birden çok hızlı çarpmaya başladı. Göğsümde bir sıkıntı hissi vardı ve terliyordum. Nefes alamıyor ve kendimi boğulacakmış gibi hissediyordum. Bir kalp krizi geçirmekte olduğumu düşündüm. Ölüm korkusu tüm benliğimi sarmıştı. O gün bu gündür ne zaman bu hal üzerime gelse, hemen bir sağlık kuruluşuna başvuruyorum.
"Panik Bozukluğu, ani olarak, beklenmedik bir anda ve yerde ortaya çıkan ve "panik atağı" olarak adlandırılan yaşantılarla kendini gösteren bir hastalıktır.
Bir panik atağı sırasında aşağıda sıralanan belirtiler görülür:
- Çarpıntı
- Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkıntı hissi
- Nefes darlığı ya da boğulacakmış gibi olma
- Terleme
- Titreme ya da sarsılma
- Bulantı ya da karın ağrısı
- Üşüme, ürperme ya da ateş basmaları
- Uyuşma ve karıncalanmalar
- Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma
- Gerçekdışılık duyguları ya da benliğine yabancılaşma
- Ölüm korkusu
- Kontrolünü kaybedeceği ya da delireceği korkusu
Bu belirtilere bir tehlike beklentisi veya sonunun geldiği düşüncesi ve atağın ortaya çıktığı ortamdan kaçma dürtüsü de çoğu kez eşlik eder.
Bir panik atağı sırasında bu belirtilerin hepsi görülmeyebilir. Panik atağı en temel özelliği; yukarıda sıralanan bedensel ve duygusal belirtilerden en az dördünün bulunduğu, şiddetli bir korku ve huzursuzluk ile karakterli bir süreç oluşudur.
Panik atakları-Panik Bozukluğu dışında-Anksiyete Bozuklukları başlığı altında toplanan diğer psikiyatrik hastalıklarda da görülebilmektedir. Söz gelimi "aşırı ve anlamsız bir korku hali" olarak tanımlayabileceğimiz fobiler, tiroid hastalıkları (hipertiroidi ve guatr gibi), bir kalp kapakçığı bozukluğu olan mitral valv prolapsusu (MVP) diabet, epilepsi (sara), astım, koroner arter hastalığı ve diğer bazı fiziksel hastalıklar panik atağının görüldüğü durumlar arasındadır. Alkol, esrar, kokain, uyarıcı ilaçlar ve diğer bazı maddelerle ilintili olarak da panik atakları görülebilir.
Panik Bozukluğunu daha iyi anlayabilmek için depremle arasındaki benzerliklerden söz edilebilir. Deprem de tıpkı panik atağı gibi; ortada görülen hiçbir neden yokken, herhangi bir anda, herhangi bir yerde ve ani olarak ortaya çıkar. Deprem anında da kişiler korkuya ve paniğe kapılır, öleceklerini düşünür ve bulundukları yerden kaçmak için güçlü bir dürtü duyarlar. Deprem sonlanınca da insanlar biraz rahatlarlar, ancak yeniden olabileceği düşüncesiyle korkulu bir beklenti içine girerler. Deprem de tıpkı panik atağı gibi tekrarlayıcı özelliktedir. Bilindiği gibi son zamanlarda ülkemizde birçok deprem yaşandı ve konunun uzmanları "deprem insanı öldürmez, binalar öldürür" sloganını işlediler. Aynı şekilde panik atağı da insanı öldürmez; ancak atak sırasında ne yapacağını bilmek, hastalığın tedavisinde çok önemlidir. Tıpkı bir Japon'un deprem olduğunda ne yapacağını bilen, soğukkanlı ve güvenli tavrı gibi, siz de panik atağınızla baş edebilmelisiniz, yani söz yerindeyse Japonlaşmalısınız.
Panik Bozukluğu tanılı hastaların % 75-80'i kadındır. Toplum içinde görülme sıklığının % 1,5-3,5 arasında olduğu öne sürülür. Hastalığın başlangıç yaşı çok değişken olsa da, genellikle ergenliğin son dönemleri ile otuzlu yaşlar arasında kalan döneme rastlar. Çocukluk döneminde görülmesi enderdir. Başlangıcının 45 yaşından sonra olması ise olağan değildir, fakat görülebilir.
Tipik bir panik atağı dakikalarla sınırlıdır. Çoğunlukla 5-10 dakika veya 20-30 dakika ya da ender olarak bir veya birkaç saat sürebilir. Panik ataklarının sıklık ve şiddeti değişkendir. Söz gelimi bazı kişilerde ortalama haftada bir ya da daha sık görülürken, bazıları haftalar hatta aylar boyunca hiçbir atak geçirmeyebilirler. Hastalığın olağan seyri kronik fakat inişli çıkışlıdır.
Panik atağı ile başvuran hasta, korkusunu şiddetli olarak tanımlar ve kontrolünü kaybedeceğini, delireceğini ya da öleceğini düşündüğünü söyler. Özellikle çarpıntı, göğüs ağrısı göğüste sıkıntı hissi, boğulacakmış gibi olma, nefes darlığı gibi yakınmaları nedeniyle bir kalp krizi geçirdiğini zanneder. Panik bozukluğu bulunan hastaların önemli bir bölümünün, en azından başlangıçta psikiyatrik kurumlara başvurmadıkları görülmektedir. Bu hastaların % 39'u, kalp krizi geçirdikleri korkusuyla bir kalp hastalıkları uzmanına başvurmaktadırlar. Sağlık kurumlarının acil servisleri de, en çok başvurulan yerler arasındadır. Buralarda nabız ve tansiyon ölçümleri yapılır, elektrokardiografileri çekilir. Nabızlarının arttığı, bazılarının tansiyonunun ılımlı derecede yükseldiği saptanabilir. Elektrokardiografileri genellikle normaldir. Hastayı muayene eden hekim, çoğu kez bu şikayetleri açıklayabilecek bedensel bir hastalık saptayamaz. Panik atağı genellikle 10-30 dakika sürdüğünde hasta, acil servise veya bir hekime ulaşıncaya ve de yukarıda belirtilen muayene ve tetkikler yapılıncaya kadar zaten atağın hükmü de geçmektedir. Ayrıca doktora başvurmanın ve içinde bulunulan ortamın verdiği güven duygusu da atağın hafiflemesinde rol oynamaktadır. Hastaya "önemli bir hastalığının bulunmadığı, bir kalp krizinin söz konusu olmadığı, yaşadığı bu durumun psikolojik olabileceği ve bir psikiyatriste başvurmasının yararlı olacağı" söylenir. Bazen ise çarpıntı giderici veya tansiyon düzenleyici bir ilaç da önerilebilmektedir. Oysa ki çarpıntı giderici ilaçlar, Panik Bozukluğu'nun tedavisinde yardımcı olarak bazen verilebilmekle birlikte, yüzde yüz gerekli de değildir. Günler ilerledikçe hastada başka panik atakları da görülür ve kişi bunların nedenini .bilmekte yetersiz kalarak, kendisinde nedeni saptanamayan ciddi bir bedensel hastalık bulunduğu düşüncesiyle, kesin tanı ve tedavi için uygun bir uzman aramaya başlar. Tekrarlanan tıbbi incelemelere ve verilen "önemli bir şeyiniz yok" güvencelerine rağmen kaygıları giderilemez ve hayati bir hastalıkları olmadığı konusunda ikna edilemezler.
Acil servise her başvurduğumda önemli bir şeyim olmadığını, kalbimin sağlam olduğunu söylüyorlar. Hiçbir yoksa neden zaman zaman bu krizleri yaşıyorum?"
Panik ataklarının süregelmesi sonucunda bazı hastalarda zamanla "evde tek başına kaldığım zaman, aynı durum ortaya çıkarsa, düşüp bayılacak olursam, ya yardımıma kimse gelmezse, ölürsem... " biçimindeki düşünceler sonucu evde yalnız kalamama; "Sokağa çıktığımda rahatsızlanırsam ne yaparım? Kontrolsüz davranışlarda bulunarak, ele güne rezil olursam..." gibi düşünceler sonucunda yalnız başına sokağa çıkamama ve yardım gelemeyeceğini var saydığı otobüs, asansör, süpermarket vb. gibi ortamlara girememe davranışları ortaya çıkar. Artık toplumsal ve mesleki etkinliklerden kaçınma başlamıştır. Toplumsal ilişkileri bozulmaktadır, işlerini aksatmaktadırlar. Panik atağın ya da atakların ardından ortaya çıkan bu tabloya tıp dilinde, "agorafobi" adı verilir ve artık teşhisleri "Agorafobili Panik Bozukluğu" olmalıdır. Agorafobi; hastalığın herhangi bir aşamasında ortaya çıkabilirse de, genellikle tekrarlayıcı panik atakların yaşandığı ilk yıl içinde görülür. Ancak Panik Bozukluğu olan her kişide de agorafobi oluşmamaktadır.
"Pasaj, sinema, galeri türü kapalı yerlere ve kalabalık ortamlara; yalnız olarak ya da yanında birisi olsa da giremiyorum. En çok korktuğum şey ise tek başına soka¬ğa çıkmak... Bunu zaman zaman deniyorum; ama heyecanlanıyorum, korkuyorum ve panikliyorum. Bu ve benzeri şeyleri yapabilmek için birine ya da birilerine bağımlı olmak beni çok üzüyor ve kahrediyor. "
Panik Bozukluğu bulunan hastaların bir bölümü gerginliklerini alkolle veya bağımlılık yapabilen ilaçlarla gidermeye çalıştıkları için, zamanla alkole ya da ilaca bağımlı duruma gelebilirler. Sorunlarına bir de "madde bağımlılığı" eklenmiştir.
Ayrıca bir moral çöküntüsü hastalığı olan depresyon da, Panik Bozukluğu tanılı hastalarda oldukça sık olarak görülmektedir.
Buraya kadar hakkında en çok bilinmesi gerekenleri aktardığımız bu hastalık konusunda son olarak şunu söylemeliyiz: 1871'den başlayarak daha çok bir kalp hastalığı gibi kabul edilen bu tablo, 1980'den bu yana "Panik Bozukluğu" adı altında psikiyatrik bir hastalık olarak ele alınmakta, nedeni ve tedavisi üzerindeki bilgiler ise gün geçtikçe artmaktadır
E.Ü.T.F. Psikiyatri Anabilim Dalı, Ocak 2002
Prof. Dr. Nuri Doğan Atalay, Prof. Dr. Erkan Bayraktar
Doğal Taşlar ve Faydaları ...

Hangi taş hangi hastalığa iyidir?
Aytaşı: Ay'ın parıltısını yansıttığı söylentilerinden dolayı bu ismi alan Aytaşı, lenfotik sistemdeki bozuklukları ortadan kaldırır. Duygusal dengeleyici vasıflara sahiptir. Tutumlarda esneklik yaratır. Bu taş hakkında en çok rivayeti ortaya çıkartan yerlerden biri de Hindistan'dır. Hindistan da kutsal bir taş olarak kabul gören Aytaşı’nın sevgilileri daha ihtiraslı yaptığı da söylenir. Aytaşı, kadınlar tarafından kısırlığa iyi geldiği ve üreme organlarının sorunlarını çözmesi ve de kolay doğum yapmaya yaradığı için taşınır. Kişilerdeki egoizmi giderdiği ve fazla yemek yeme dürtülerini ortadan kaldırdığı da bilinir. Aytaşı üzerine yapılan rivayetlerin en çarpıcısı da, onu tılsım olarak taşıyan kişiyi şöhretli ve görünmez yaptığıdır. Burçlar kuşağına yengeç, terazi, akrep, kova ve balık burcunun taşıdır.
Elmas: En sert ve kıymetli taş olan Elmas için "rüyaların taşı" da denilmektedir. Beyin fonksiyonlarını ve kişilikteki blokajı ortadan kaldırıcı özelliklere sahiptir ve aynı zamanda temel bir tedavi edici niteliktedir. Bedeni temizleyerek negatif kuvvetleri yok etmesinin yanı sıra zihin/ruh/beden üçlüsünü birleştirici ve bütünleştirici gücü de bulunur. Bolluk, saflık, masumluk ve sadakat simgesidir. Mücevher olarak da yüzükten tutun, kolye ve küpeye kadar bir çok çeşitte kullanılmakta olup kıymeti son derece yüksektir.
Kuvars kristali: Yüzyıllardır tedavi ve sihir alanlarında kullanılan Kuvars Kristali, dünya kabuğunun yüzde on ikiden fazlasını oluşturmaktadır. Oksijen ve silikonun bileşiminden oluşan Kuvars, bugün tedavi edici nitelikleri en fazla olan taşların başındadır. Duygusal dengeleyicidir. Beyin fonksiyonlarını uyarır. Kişinin çevresinde oluşan negatif enerjiyi yok ettiği gibi pozitif enerji toplar,aktive eder, biriktirir, geçirir ve kuvvetlendirir. Ayrıca düşünce formlarını aktive eden bir özelliği de vardır. Kuvarsın özellikle güç ve canlılık kaybına karşı koruma sağladığına inanılır. Kahinlerin kristal küreler kullanarak yorumlarda bulunmaları, onun zihinsel konsantrasyona ne kadar etki ettiğinin de bir göstergesidir. Kuvars kristallerinin cinslerine göre çeşitli isimleri vardır. Bildiğimiz şeffaf kuvarsa halk arasında kaya kristali denebildiği gibi, pembe kuvarsa Aşk Taşı denir. Onu üzerinde taşıyanı öfkeden, suçluluktan, korku ve kıskançlıktan koruduğu ve kısırlığa karşıda yararlı olduğu kabul edilir. Rüya Taşı olarak da bilinen dumanlı kuvarsın umutsuzluğa, üzüntüye, öfkeye, depresyona ve diğer negatif etkilere karşı taş sahibini koruma altına aldığına inanılır. Çok yönlü bir mineral olması onu saatlerde, deterjanlarda, diş macunlarında, cam ve elektrik ışıklandırmalarında kullanılır hale getirmiştir. Kuvars kristalleri hemen hemen tüm burçlarda kullanılabilecek bir taştır.
Pembe Kuvars:
Alkolikler için özellikle tavsiye edilen bir taştır.
Kişinin endişelerinden kurtulup yaşama sevinci duyması için güç verir. Çevresindeki güzelliklere karşı duyarlılığını artırarak ümitsizlik ve kötümserlik duygularını yokeder.
Kişinin kendisiyle barışık olmasını ve kendisini kabullenmesini sağlar.
Özgüven duygusunu güçlendirir.
Tüm sevgi duygularını güçlendirir. Kişinin kendine karşı duyduğu sevgi, ailesine karşı duyduğu sevgi, doğaya karşı duyduğu sevgi, romantik duygularla hissettiği sevgi...
Yatıştırıcı etkisi ile kalbi rahatlatır ve duygusal acıların çabuk geçmesini sağlar.
Kaplan Gözü: Astım hastaları için faydaları vardır. Sindirim sistemi bozuklukları, dalak ve pankreas için faydalı etkileri vardır. Cesareti artırır ve hayatınızın bir amaçtan yoksun olduğunu düşündüğünüz anlarda size amacınızı hatırlatır.
Duygulara hitap eden bir taş olduğundan dolayı sevgililer arasında rağbet gören bir hediyedir. Eğer birisiyle ilişkiniz varsa kaplangözü; ilişkide bulunduğunuz insanla aranızda telepatik bir bağ kurmanızı sağlayabilir. Yüzük ya da kolye olarak kullanabilir, ya da cebinizde taşıyabilirsiniz.
Duygusal bakımdan dengeleyicidir ve inatçılığı azaltır. Kişinin olayları daha net algılayabilmesini sağlar.
Güç ve cesaret taşı olan kaplangözü; dayanıklılığınızı artırır ve engellere rağmen ilerleme isteği verir.
Hayatınızda değişiklikler yapmayı düşünüyorsanız ihtiyacınız olan taş kaplangözü taşıdır.
İnsanların iyi taraflarını görmenizi sağlayarak hayat yolunda mutlulukla ilerlemenizi sağlar.
Kâbus gören çocuklar için faydalıdır.
Kaplangözünün nazardan koruduğuna inanılır ve eskiden bu amaçla kullanılırdı.
Kendisini taşıyan kişilerin diğerlerine karşı daha az bağımlı olmasını sağlar.
Pürüzsüz yüzeyini okşayarak dertlerinizi ve endişelerinizi hafifletebilirsiniz
Aventurin: Fiziksel gücü ve canlılığı artırır. Özellikle kalp sağlığı için olumlu etkileri olan bir taştır. Strese karşı kullanılabilir. Duygusal bakımdan dengeleyicidir ve depresyona karşı etkilidir. Kendinizi mutlu hissetmek için kullanabileceğiniz bir taştır. Şans taşı olarak kabul edilir.
Sodalit:
Depresyona giren kişilerin, uyuşturucu madde kullanan kişilerin normal hallerine dönmesine yardım eder.
Duygularını ve düşündüklerini kolayca ifade edemeyen kişilerin bu taşı boyun bölgelerinde kullanmaları onları rahatlatır. Böylece gerginlikleri kaybolur ve kelimeler rahatça ağızlarından dökülür. Bu iyileşme, kademeli bir süreç olarak işler ve ancak düzenli olarak kullanıldığında başarılı sonuçlar elde edilir. Eger çekingen birisiyseniz, bu taşı kalbinize yakın olarak taşıyın.
Kişiyi hem bu dünyanın gerçeklerinde tutar, hem de ruhuyla güçlü bir bağ kurmasını sağlar.
Zihninizdeki gereksiz sesleri susturarak, gereksinim duyduğunuz konuya yoğunlaşmanıza yardım eder. Böylece asıl düşüncelerinizin farkına vararak amaçlarınızı belirleyebilirsiniz. Konsantrasyonu artırmak amacıyla kullanılabilir. Sodalit ile bütün boğaz rahatsızlıklarını giderebilirsiniz. Boğazdaki bütün şişlikleri ve iltihapları azaltır. Bu amaçla kullanımında, kullanılan taş en az şiş ya da iltihaplı bölge kadar büyük olmalıdır.
Yolculuk sırasında mide bulantısı çekenlere iyi gelir
Zümrüt: Bağışıklık sistemi, sinir sistemi, kalp, ciğer ve böbreği kuvvetlendirdiği bilinir. Güçlü bir duygusal dengeleyicidir.
Yeşim: Akıl ve vefa simgesi.
Safir: Bilinç ve gerçekliği simgeler. Kalp ve böbrekleri kuvvetlendirir ve tüm salgı bezlerini harekete geçirir. Psişik yetenekleri artırır ve sezgi gücünü güçlendirir.
Akik: Sevinç ve huzuru simgeler.
Agat: Uzun ömür ve mutluluğun simgesi. Stresi alır.
Turkuaz: Olumsuzu olumluya çevirir, kaygı, nazar, tansiyona iyi gelir.
Cinsel cazibeyi ve kadınlık özelliklerini artırır.
Kederli insanların kederlerini gidermede, ya da bir olayın şokunu yaşayan kişileri o halden kurtarmada faydalıdır. Onlara, bu durumdaki kişilerin ihtiyacı olan huzur duygusunu verir.
Kendisini taşıyan kişilerin iyileştirici güçlerini artırır ve bilgeliklerini artırmalarına yardımcı olur. Nazara karşı etkilidir.
Takı olarak, hergün kullanılabilecek bir taştır. Özellikle gümüş içine gömüldüğünde etkisi artar ve dengeyi sağlar.
Yakut: İktidarsızlığa iyi gelir. Kaplangözü: İnsanın kendini işe vermesini sağlar. Konsantrasyonu güçlendirir. Sindirim sistemi, dalak, pankreas ve kolon için faydalıdır.
Zebercet (Peridot): Kalp çarpıntılarına ve korkulara iyi gelir.
Lapis Lazuli: Zihinsel berraklık sağlar.
Kehribar: Guatr, astım, bronşit ve alerjiye iyi gelir.
Mercan: Solunumu açar.
Opal: Sevgi, şefkat simgesidir. Eklem iltihabına iyi gelir.
Olivin: Sadeliği simgeler. Kalp çarpıntılarını azaltır.
Topaz: Kan dolaşımı bozukluğuna ve strese iyi gelir.
Akuamarin (Su damlası): Aile saadetini güçlendirir.
Ametist: Strese, iştahsızlığa, göz ağrılarına, akciğer hastalıklarına iyi gelir. Cilt hastalıklarına karşı etkilidir, alerjiye, migren ve diğer baş ağrılarına ve kalp rahatsızlıklarına iyi gelir.
Negatif elektrik yükü taşıdığından dolayı; bedendeki fazla elektrik yükünü toplayarak beyin gücünü yükseltir. Bulunduğu çevredeki olumsuz enerjileri temizleyip dönüştürür. Sadece odanın herhangi bir yerinde durması bile olumsuz enerjileri toplayıp pozitif enerjiye dönüştürmesi için yeterlidir.
Depresyona karşı faydalıdır. Enerji dolu bir taş olduğu için çoğu insan üzerinde canlandırıcı bir etkisi vardır. Sürekli üzerinizde taşıyabileceğiniz bir taştır. Yaydığı enerji her zaman size fayda sağlar ve olumsuzluklardan korur. Özellikle düşman tavırlı insanların arasında bulunacağınız zamanlarda bu taşı üzerinizde bulundurmaya gayret edin. Böylece sadece pozitif enerji alacağınızdan emin olabilirsiniz. Enerjisi huzur vericidir. Yaydığı enerji doğrudan sinir sistemini etkiler. Fazla çalışmaktan ve stresten kaynaklanan zihinsel yorgunluğu giderir. Enerjisinin odaklandığı kişide uyum ve denge oluşturur. Ancak ciddi bir kişilik bozukluğuna sahip insanlar bu enerjiyle uyuşamayarak, onu rahatsız edici bulabilir. Kişiye iç huzuru vererek karar verme yeteneğini güçlendirir. Kişiyi rahatsız eden takınaklı düşünceleri uzaklaştırıcı ve yatıştırıcı bir etkiye sahiptir. Koyu mor ya da çok açık renkli, özellikle de berrak olan ametistler en güçlü enerjiye sahip olan ametistlerdir.
Pembe kuvars ile birlikte kullanıldığında aklı güçlendirdiği ve kalbi koruduğu söylenir.
Uykusuzluk çekenlere iyi gelir. Eğer uykusuzluk sorunu yaşıyorsanız; ametisti yatmadan önce bir süre elinizde tutun ve sonra yastığınızın altına koyarak yatın. Sorununuzun nasıl düzeldiğini göreceksiniz. Uyku sorunlarına iyi geldiği gibi kâbus görmeyi de engeller.
Jasper: Damar hastalıklarını iyileştirdiğine inanılır.
Oniks: Kaygı azaltıcıdır, kadın-erkek kutuplaşmasını dengeler, ilikleri kuvvetlendirir.
Magnezit: Hayal gücünü artırır.
Yılan taşı: Her türlü böcek sokmalarında tedavi edici etkisi var.
Hematit: Hematit, demirin başlıca kaynaklarından biridir. Narin bir kristal çeşididir ve işlenirken Mohs'a göre 6,5 sertlikte olmasından dolayı çok titiz bir çalışma ister. Kan dolaşımı üzerinde pozitif etkisi vardır. Dalağın doğru çalışmasını sağlar. Enerji ve canlılık verir, stresi azaltıcı etkisi vardır. Çekim gücü fazla olduğundan, kişisel çekim, neşe, cesaret ve istek verir. Özellikle karar verme güçlüklerine birebirdir. Eski çağlarda tılsım olarak kullanılan taşların başında gelir, ancak modern çağda da insanlar bu taşın bel soğukluğuna iyi geldiği inancındadırlar.
Kehribar: Taş olarak bilinir ama, reçinenin taşlaşması sonucu oluşmuştur. Çok yumuşak ve çok hafiftir. Özellikle ısıtıldığı zaman elektriksel ve manyetik özellikleri açığa çıkar. Yaydığı sıcaklık enfeksiyonun yayılmasını önlediği ve soğuk algınlığını giderdiği için, genelde boynun çevresine takılır. Boğaz ve tiroid bezi enfeksiyonlarını tedavi etme özelliği vardır. Roma devrinde kehribar, guatrı tedavisinde kullanıldığı gibi günümüzde de bu yöntem çok yaygındır. Bütün sarı taşların aslan burcu insanına iyi geldiği bilinir. Bu sebeple aslanlara uyarıcı bir etki yapar.
İsveç Şurubu Formülü
Bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalıklara karşı direnç sağlayan hücre yenileme özelliği ile yaşlanmayı geciktirerek uzun ve sağlıklı yaşama, güzelliğe katkıda bulunan ünlü İsveç Şurubu Suna Dumankaya formülü ilesizlerle :Malzemeler:
6,5 gr. Melek Otu
7 gr. Mira
5,5 gr. Çedvar
3,5 gr. Centinyane
1 gr. Besbase
10 gr. Sarı sabır
1 gr. Safran
9 gr. Revent Kökü
2 gr. Domuz dikeni
1 gr. Sinameki
5 gr. Kakule
1 gr. Tarçın
10 gr. Kudret helvası
1 gr. Anason
1 gr. Kafur
Yukarıdaki tüm malzemeler 1 kg Konyak veya Elma Sirkesi ile karıştırılır.
ağzı kapalı cam bir şişede 2 hafta ılık ortamda bekletilir.
Her gün çalkalanmalı ve ince bir süzgeçten 2 kere süzülerek koyu renkli cam şişsede muhafaza edilmelidir. Bu şurup bekledikçe faydası daha güçlü olur.
Kullanım Şekli:
Her sabah kahvaltıdan önce, 1 çorba kaşığı içilir. İstenirse 1 çay bardağı suya yada salatalarda sos olarak sızma zeytinyağı ile karıştırılabilir.
İsveç Şurubu Hangi Rahatsızlıklara Ne Ölçüde Kullanılır ?
-Mide krampları: 1-2 yemek kaşığı içilebilir. Su ile inceltilebilir.
-Mide ve bağırsak gazlarında: Rezene çayına 2-3 tatlı kaşığı eklenip içilebilir.
-Romatizma ağrıları: Günde 3-4 kez 1 tatlı kaşığı şurup bitki çaylarına eklenip içilir. Ayrıca bu şurup ile ağrılı yerlere friksiyonlar yapılabilir.
-Uykusuzluğa: Yatmadan yarım saat önce melisa çayı veya ıhlamura 1 tatlı kaşığı eklenip içilir.
-Gırtlak, yutak, diş eti çekilmesi ve kanamasında: Çok başarılı olunan bu rahatsızlıkta ağza bir miktar şurup alınıp ağzın içinde mümkün olduğunca dolaştırılır. Biraz su alınıp gargara yapılır ve tükrülür. Bu tedavi diş etlerini sağlıklı tutmak istiyenler tarafından da uygulanabilir. Ancak şurup dişleri sarartabileceğinden gargaradan yarım saat sonra dişler fırçalanabilir. Ancak sadece ağızda bir küçük yudum ile gargara yapılabilir. Bir pamuk ile dişeti üzerine kompres yapılmaz.
-Dudak uçukları, çatlaklar, iltihaplı sivilceler: Sık sık şurupla nemlendirilirse ve kompres uygulanırsa gelişemeden kaybolurlar.
-Akıntılı nezlelerde: 1/5 oranında su ile inceltilen şurup buruna çekildiğinde akıntı durur ve tıkalı burun açılır.
-Basit yanık ve güneş yanıklarında: Sık sık şurup ile kompres yapılırsa acı diner, deri su toplamaz.
-El-ayak burkulmalarında veya çarpmalarında oluşan şişlikler: İrice bir pamuğa dökülerek şurup ile yapılan kompresler şişliği ve acıyı alır.
-Arı, böcek sokmalarında: Gereken bölgeye yapılan kompres acıyı, kızartıyı alır. Önceden sürüldüğünde ise sivri sinekler size yaklaşmaz.
-Nasırlarda: El ve ayak nasırına 3-4 gün boyunca canlı tutulan kompresler nasırı düşürür.
Çocuklar ve Hamilelerin kullanmaması uygun olur.
Küçük Göğüslere Son !

Wild Yam kadınlık hormonlarının üretimi stimüle etme ve dengeleme,
doğum sonrası ağrıları, dismenorea ( ağrılı, düzensiz adet dönemi),
adet krampları, PMS semptomlarında da kullanılır.
Blissed Thistle (Şevket Otu)
Sağlıklı yapıya dönüşü sağlayan ve güç veren bir bitki olarak tanınan
Şevket Otu, kadınlık hormonlarının dengelenmesi, ağrılı adet dönemleri,
adet dönemine bağlı baş ağrıları ve diğer ağrılarda kullanılır.
Dandelion ( Karahindiba)
Kan dolaşımını arttırarak kuvvet vericidir.
Mothers Wort ( Hayıt)
Kadınlarda hormonal sebepli adet kanaması sıklığı veya miktar olarak
fazlalığı durumlarında tedavi edici etkisi vardır.
Kawa Kawa (Kava Kava)
Sinir ve gerginlik durumlarında sakinleştirici etkisi vardır.
Donq Quai ( Melek Otu)
Tüm iç organları ve kasları güçlendirici etkisi yüksek olan melekotu,
gelişimi, kadınlık hormonlarının dengesinin korunması, adet dönemi
bozuklukları, adet dönemi bozuklukları ve ağrılarında kullanılır.
Chase Tree Berry (Beşparmak Otu)
İçerisinde bulunan tannik asidin kan dolaşımını arttırıcı etkisinden faydalanılır.
Amerika’dan ithal edilen ALLBres’in formülünde sadece bitkilerden yararlanılmış, İçerisinde sentetik katkı maddeleri, renklendiriciler ya da yapay koruyucu maddeler yoktur. Formülde bulunan bitkiler tıpta yüzyıllardır hiçbir yan etkisi olmadan kullanılmaktadır. Bitkiler, doğum kontrol hapları benzeri ilaçların yaptığı gibi doğal olmayan bir yolla östrojen seviyesini arttırmadığı için, sentetik hormon değiştiricilerinde görülebilecek diğer yan etkilere yol açmaz. Kullanan binlerce kadın bir yan etkisini bildirmemiştir. Kadınlarda libidoyu arttırması ise formülün başka bir özelliğidir.
Göğüs gelişimi, ergenlik çağında hipofiz bezlerinin ürettiği kimyasal sinyallerin ortaya çıkmasıyla başlar. Bilimsel araştırmaların sonuçlarına göre esas göğüs dokusu gelişimi, vücut hormonlarının dengeli olarak hazır bulunduğunda gerçekleşir. Bu hormonların dengeli olmaması, başka komplikasyonlarla birlikte, yetersiz göğüs gelişimine neden olur. Ergenlikten bir süre sonra, göğüs dokusu gelişimi son bulur. Bu bitkisel formüldeki doğal kombinasyon yeni ve sağlıklı göğüs dokusu oluşumunu sağlar.
Kalıcı BRONZLUK için ev yapımı formül ...
Üç soğan kabuğu, bir su bardağı suda kaynatın.Üç çorba kaşığı kalana kadar süzün ve bu suya üç çorba kaşığı çay suyu ekleyin. Daha sonra 50 gr kakao yağı, 50 gr susam yağı, 20 gr kayısı yağı, 20 gr havuç yağı, 20 gr ceviz yağı, 10 gr limon yağını diğer karışıma iyice yedirin.
Daha sonra da bu karışımı güneşe çıkacağınız zaman teninize sürün.
Ama siz yine de şemsiye altında güneşlenin. 10.00 ile 16.00 saatleri arasında güneşlenmekten kaçının.
Suna Dumankaya
SELÜLİT İÇİN FORMÜL
Limon suyu kadar susam yağı karıştırın ve cilde masaj yapın ...
Maskeler ve Tonikler
1-KIRIŞIKLIKLARA SALATA MUCİZESİ
Yarım salatalık (kabuklu), 1 yumurtanın beyazı, 2 yemek kaşığı mayonez, 1/2 bardak zeytinyağı. Salatalığı yıkayın ama kabuklarını soymayın. Ufak ufak doğrayıp püre haline getirin. (En kolayı ince ince rendelemek.) Diğer malzemeler ile karıştırın. Sabah ve akşam yüzünüze sürerek birkaç dakika bekletin. Ilık su ve pamuk yardımıyla karışımı yüzünüzden temizleyin. En son olarakta cilt tipinize uygun nemlendiricinizi sürün.
2-KURU CİLTLERE MASKE
Büyük bir tencerenin yarısına kadar su koyup, ocakta ısıtın. Kaynattığınız bu suyun üzerine ufak bir madeni kap oturtun. Bu kabın içine de 1 kaşık keten tohumu unu koyup, 2-3 misli su ile karıştararak hamur haline getirin. Daha sonra bu hamuru ılık halde yüzünüze uygulayın. Göz çevreniz hariç yüzünüz ve boynunuza sürün. Cildinizde 20 dakika beklettikten sonra ılık su ile durulayın. Haftada bir kez banyodan sonra uygulayacağınız bu maske ile cildiniz daha yumuşak bir görünüm kazanacaktır.
3-NORMAL VE KURU CİLTLER İÇİN BESLEYİCİ ELMA MASKESİ
Kabuğu soyulan bir elma, ince ince rendelenir ve 1 yemek kaşığı dolusu krema ile iyice karıştırılır. Yüze, boyuna ve dekolteye uygulanır ve 10 dakika etkilemeye bırakıldıktan sonra ılık su ile durulanır.
4-YAĞLI CİLTLER İÇİN ÇÖKELEK MASKESİ
4 yemek kaşığı dolusu çökelek, 10 ml adaçayı, destile suyu, 10 ml gülsuyu, 1 kahve fincanı ılık süt mikserde iyice karıştırılır. Yüze ve boyuna uygulanarak 30 dakika etkilemeye bırakılır.
5-YAĞLI CİLTLER İÇİN ZENCEFİL KOMPRESİ
1 bardak zeytinyağı hafifçe ısıtılır, 1 yemek kaşığı dolusu öğütülmüş zencefil yağa iyice karıştırılır ve 1-2 saat bekletilir. Bu karışımın emdirildiği bez parçaları yüze uygulanır ve 20 dakika etkilemeye bırakılır.
6-KURU CİLTLER İÇİN BUĞDAY KIRMASI MASKESİ
100 gr kırılmış buğday, krem haline gelebilecek ölçüde zeytinyağı ile mikserde karıştırılır. Yüzde 15 dakika etkilemeye bırakılır.
7-OLGUN CİLTLER İÇİN HAVUÇ MASKESİ
1 yumurta sarısı, yarım tatlı kaşığı zeytinyağı ve bir tatlı kaşığı dolusu havuç suyu iyice karıştırılır. Yüze, boyuna ve dekolteye sürülerek, 20-30 dakika etkilemeye bırakılır.
8-YAĞLI CİLT İÇİN SALATALIK MASKESİ
Soyulmuş salatalıktan kesilen 5 kalın dilim mikserde püre haline getirilir, 2 tatlı kaşığı elma sirkesi ve 2 tatlı kaşığı susam yağı, 1 yumurta sarısı iyice çırpılır ve hepsi mikserde iyice karıştırılır. Yüze ve boyuna uygulanarak, 45 dakika etkilemeye bırakılır.
9-KURU CİLTLER İÇİN AVOKADO MASKESİ
Olgun bir avokado meyvesi kabuksuz olarak çatalla ezilir ve yarım tatlı kaşığı bal, bir tatlı kaşığı elma sirkesi ile iyice karıştırılır. Bu karışım daha sonra bir yumurta sarısı ile karıştırılır ve içine 3 yemek kaşığı dolusu zeytinyağı eklenir. Cilde 20-30 dakika uygulanması yeterli olur.
10-OLGUN CİLTLER İÇİN YEŞİL ÇAY MASKESİ
Bir bardak su kaynatılır ve 5 dakika bekletilir. 1 yemek kaşığı dolusu yeşil çay eklenerek, 5 dakika demlendirilir, süzülür ve soğumaya bırakılır. Bu arada, 3 yemek kaşığı bademyağı ve 1 yemek kaşığı dolusu çiçek balı iyice karıştırılır. Yeşil çay bu karışıma yavaş yavaş eklenirken karıştırmaya devam edilir. Maske, yüze, boyuna ve dekolteye uygulanır ve 20 dakika etkilemeye bırakılır.
MASKELER
Yüz soğuğa maruz kalıp tahriş olmuşsa, mutlaka yumuşaklık verici maske uygulanmalıdır.
Nasıl yapılır?
1) İyi cins bir kaşık bal sulandırılmalı ve yüze sürülmeli. 20 dakika böyle kalıp sonra ılık gül suyuna batırılmış pamuk ile yüz silinmelidir. 2) Büyük bir tencerenin yarısına kadar su konup, ocakta ısıtılır. Bu su üzerine oturtularak ufak madeni bir kaba 1 kaşık keten tohumu unu, 2-3 misli su ile karıştırarak hamur haline getirilmeli, ılık halde yüze incecik sıvanmalı. 20 dakika bekletildikten sonra ılık su ile yıkanmalıdır. 3) 3 veya 4 adet olgun muz az ılık su ile ezilerek yüze sürülmeli, 20 dakika bekledikten sonra ılık su ile yüz yıkanmalıdır.
YÜZ KIRIŞIKLIĞINI ÖNLEMEK İÇİN:
1) Bir yumurtanın akı çırpılıp, yüzün kırışmaya yüz tutmuş ya da kırışması muhtemel kısımlarına krem gibi sürülür. Orada kuruyuncaya kadar, 20 dakika kadar bırakılmalı ve ılık su ile yıkanmalıdır. Her 15 günde bir tekrarlanmalıdır.
2) Bir kapta bir yumurta akı, 20 gram iyi zeytinyağı, 15 gram defne suyu ve 10 gram şap (ince dövülmüş) çırpılarak karıştırılır ve krem haline getirilir. Sonra bir tülbente sıvanır ve tülbent elektrik ısıtıcısı ile uzaktan biraz ısıtılır. Bez üzerindeki macun hafif katılaşınca ılık halde yüze konur. 20 dakika sonra çıkarılır ve ılık su ile yüz yıkanır. Her ay 2-3 gece tekrarlanır.
3) Bir yumurtanın sarısı, 1 kahve kaşığı çiğ süt ile birlikte çırpılır ve yüze krem gibi sürülür. 20 dakika tutulup içine 3-5 damla limon damlatılmış su ile yüz yıkanır.
4) Bir fincan havuç suyuna 1 fincan salatalık suyu karıştırılarak pamukla yüze sürülür. 20 dakika sonra yüz ılık su ile yıkanır.
6) Yarım paket pasta mayası, 1 yumurta sarısı ve 1 kaşık zeytinyağı ile karıştırılıp yüze kalınca sürülür. 20 dakika sonra ılık su ile yıkanır. Kuru ve yağsız ciltlere çok iyi gelir.
YAĞLI CİLTLER İÇİN YÜZ MASKESİ:
Marul ince kıyılıp, bez içinde sıkarak suyu çıkartılmalı ve pamukla yüze sürülmeli. Bu, su gözenekleri temizleyerek cildi genç ve canlı hale getirir.
YÜZÜ RENKLENDİRMEK İÇİN:
:
Yüz renginin güzel ve taze olması için her gün 1 çay bardağı havuç suyu için. Ayrıca mevsimin taze sebze ve meyvelerinin de suyunu sıkarak için. Ara sıra 1 dilim limonu yüzünüzün her tarafına sürün. Yüzü parlatır ve tazelik kazandırır. Ya da gül suyunu koyu çay ile karıştırıp, ya losyon gibi sık sık yüzünüze sürün ya da bir tülbendi buna batırarak, kompres şeklinde yüzünüze uygulayın.
BALMUMU MASKESİ:
10 gr balmumu bir kapta eritin. İçine 3 yemek kaşığı çiçek balı karıştırılır. Soğuduktan sonra göz çevresi ve ağız çevresi hariç yüze sürün 15-20 dakika bekletilir. Ilık su ile yıkanır.
KAKAO MASKESİ: (tüm ciltler için)
1/2 fincan kakao, 4 yemek kaşığı krema, 3 tatlı kaşığı süzme peynir, 1/4 fincan bal, 3-4 tatlı kaşığı yulaf ezmesi, 3 tatlı kaşığı olgun avokado. Hepsini karıştırıp cilde sürün.
SEBZE MASKESİ:
(yağlı ciltler için)
1/4 soyulmuş çekirdekleri çıkartılmış domates püresi, 2 tatlı kaşığı yoğurt, 2 tatlı kaşığı aloe jel, 3-4 tatlı kaşığı yulaf ezmesi, 1 tatlı kaşığı rendelenmiş salatalık, 2 rendelenmiş nane yaprağı karıştırın cilde sürün
Reductil - Xenical
Fazla kilolardan kurtulma sevdasına Avrupa'da beklenmedik kalp hastalığı ve yüksek tansiyona neden olduğu için satışı 'doktor kontrolünde' yasaklanan ilaçlar ülkemizde reçetesiz satılıyor.Bilim adamları ''Dünya giderek şişmanlıyor'' diyerek yaklaşan tehlikeye dikkat çekerken, diğer yanda sağlıklı beslenme önerileri ve diyet savaşları hızla devam ediyor. Zayıflama ilaçlarının tüketimi ise günden güne artıyor.
Türkiye'de ruhsatlandırılarak satılan iki zayıflama ilacı bulunuyor. Bunlardan biri 1999 yılında ruhsat alan Roch İlaç Firması'nın ilacı 'ZenicaP. Zenical 109 milyon 600 bin liraya satılırken, Abott Laboratuvarları'nın ürettiği 'Reductil' 67 milyon 800 bin lira. Alman Hastanesi Nişantaşı Kliniği Dahiliye Uzmanı Dr. Melih Başar, doktor kontrolü olmadan zayıflama haplarının kesinlikle kullanılmaması gerektiğini bu iki ilacın da ciddi yan etkileri olduğunu vurguladı: ''Reductil beyindeki bir merkezi harekete geçirerek zayıflatıyor. Vücut ısısını artırıyor, kolay doymayı sağlıyor, metabolizmayı hızlandırıyor. Beyindeki merkezi harekete geçirdiği için daha hızlı zayıflatıyor. Zenical ise bağırsaktan yağ zerreciklerinin alımını engelliyor. İştahta bir problem yaratmıyor. Yağ alımı devam ederse, ciddi bağırsak problemlerine sebep oluyor.''

Doktor kontolü şart
Başar bu ilaçların kullanımına hastanın değil doktorun karar vermesi gerektiğini söylüyor: ''Bu ilaçları kullanmak için morbit obez dediğimiz Beden Kitle Indeksi'nin 35'in üzerinde olması lazım. Hastanın genel durumu çok önemli. Bütün tetkikleri yapılır, hastanın yaşı, başka bir hastalığının olup olmadığı çok önemli. Çünkü mesela Reductil'i yüksek tansiyonu olanların kullanması çok tehlikeli. Reductil tansiyonu tetikler. Bu ilaçları alanların mutlaka dengeli beslenmeleri ve egzersiz yapmaları gerek.'' istanbul Eczacılar Odası Başkanı Zafer Kaplan ise bu ilaçların ciddi yan etkileri olduğunu, reçetesiz satılamayacağını söylüyor, ''Kimse reçetesiz almaya cesaret edemez. Bilinçsizce kullanmak insan bedeninde tahribatlara neden oluyor'' diyor.
3 ay kullandım beynim durdu
Diyetisyen Taylan Kümeli'nin de reçetesine yazdığı söylenen Reductil'i kullanan ünlülerden Seda Sayan ''Beynim durdu, bir daha mı, asla'' diyor: ''Ben bu ilacı Gülben Ergen'den duydum. 3 ay kullandım. 15 miligramlığını kullandım. Bu ilaç insanın ağzını kilitliyor. Önüne ne getirirlerse getirsinler yiyemiyorsun. 3 ayda 6 kilo verdim ama bedenen durdum. Zarar vermeye başladı. Pelte gibi oluyorsun. Unutkanlık başlıyor, reaksiyonlarını durduruyor. Beynim durdu, sabah programı yapıyorum, düşünün ki konuşamıyorum. Korkudan hemen kestim. Yemin ettim, bir daha asla zayıflatan ilaç kullanmam. Sanat camiası ve mankenler içinde bu ilacı kullanan çok sayıda isim var.''
Reductil yurtdışında sabıkalı
Türkiye'de Reductil adıyla reçetesiz olarak satılan zayıflama hapı, yurtdışında asla reçetesiz satılmıyor. Baş ağrısı, terleme, yüksek tansiyon ve kalp atışlarında düzensizlik gibi yan etkileri olan ilaç, Avrupa ve Amerika'da yalnızca obezite tedavisinde ve mutlaka doktor kontrolünde kullanılıyor. Reductil'in prospektüsünde belirtilmeyen birçok beklenmedik yan etkiden dolayı Amerika Gıda ve İlaç Dairesi FDA, ilacı yoğun inceleme altına aldı. Pazarlara girdiğinden beri 8.5 milyon kişi tarafından kullanılan ilaç 400 kişi üzerinde beklenmedik kalp rahatsızlıkları ve yüksek tansiyona neden oldu. Tansiyon sorunu olmayan kişilerde de yüksek tansiyon riskini artırdığı ortaya çıktı.
İtalya'da yasaklandı
Amerika'da 1998'de satılmaya başlanan ilaç, 2.5 milyon insan tarafından reçeteyle, düzenli olarak kullanılıyor. 2'si italya'da, 2'si İngiltere'de, 1'i İsviçre'de, 1'i ise Güney Afrika'da olmak üzere 34 kişinin ilaçla bağlantılı ölümü FDA'ye rapor edildi. Bu rakamların açıklanması üzerine 2002'nin Mart ayında italya Sağlık Bakanlığı ilacın satışını yasakladı. FDA'nın ilaçla ilgili araştırmaları halen devam ediyor. 1997'de bu kurum tarafından 5'e 4 oyla alınan kararda ilacın risklerinin yaralarından çok daha fazla olduğu yönünde tavsiye sonucu çıktı. İlacın uzun vadeli etkileri hakkında kesin sonuca ulaşılmış değil. Reductil'in üretici firması Abbott Laboratuvarları, ilaçtan yılda 100 milyon dolar kar sağlıyor...

No comments :
Post a Comment